≡ Menu

Van’da Hemen TOKİ’yi Göreve Çağırmak: Felaket Kapitalistleri Sevinç İçinde

Van’da Hemen TOKİ’yi Göreve Çağırmak: Felaket Kapitalistleri Sevinç İçinde

Azmi Selçuklu

 Bugün öğlen saatlerinde meydana gelen Van depremi, taze taze ülkenin içinde bulunduğu siyasal atmosferin bütün ürkütücü veçhelerini bir kez daha ortaya çıkardı.
280

Bu ürkütücü eğilimlerin ‘intikamcı’ tezahürleri bilhassa sosyal medyada ve haber sitelerinin haber alti okuyucu yorumlarında bütün yaygınlığıyla kendine yer buldu ve tabiatıyla halen de bulmaya devam ediyor. Söz konusu tepkilerin bir ucu “Allah’ın gazabının Kürtlerin üzerine çökmesi”nden başlayıp, öbür ucu “‘askerlerimiz’in bu ‘vatan hainleri’nin yardımına gitmemesi”ne kadar uzanıyordu.

Fakat bir örnek var ki, o da, Şok Doktrini kitabının yazarı Naomi Klein’ın tabiriyle ‘felaket kapitalizmi’nin nasıl bir ‘çakallığı’ bağrında taşıdığı.

Twitter’da okuduğum kadarıyla, Kanal D’de Mehmet Ali Birand’ın yönettiği bir programda konuşan Oğuz (?) isimli yorumcu şöyle demiş: “Bu bir şans şimdi, Van yardım alacak, TOKİ de var, yeni bir kent inşa edebilirler,” demiş. Doğal olarak bu konuşmayı twitter’da aktaran kişi, “bu nasıl bir akıl tutulması” diyerek gaddarlığın bu kadarına akıl erdirilemeyeceğine işaret ediyor.

Oysa Oğuz (?) her kim ise, kapitalizmin ‘bugünkü aklı’nın tipik bir temsilcisi. Kapitalizm bugün böyle akıl yürütüyor. Naomi Klein’ın Şok Doktrini‘nde bütün gaddarlığıyla sergilediği örnekler Van depreminden sonra bu öneriyi ortaya atanın ‘aklı’yla öyle bir uyuşuyor ki.

Naomi Klein kitabına, Amerika’da New Orleans’ı vuran Katrina Kasırgası’nı örnek vererek başlıyor. “Katrina Kasırgası New Orleans bölgesini yerle bir ettiğinde, Cumhuriyetçi Parti’li politikacılarla ilişkisi olanlar, düşünce kuruluşları ve müteahhitlik şirketleri hemen ‘temiz sayfalar’dan ve heyecan verici fırsatlardan bahsetmeye” koyuluyorlar. Nitekim “Cumhuriyetçi bir Kongre üyesi olan Richard Baker sel felaketini kastederek, “Nihayet New Orleans’taki istenmeyen konutları temizlemiş olduk. Bu işi biz yapamıyorduk, Tanrı yaptı,” diye sevinç içinde ellerini ovuşturuyor (“Şok Doktrini”, s. 1-6).

New Orleans’taki sel felaketinden sonra sevinç çığlığı koparan kişilerden biri de “küresel ekonominin kurallar kitabını yazma onurunu taşıyan adam, Milton Friedman”. Friedman, o semtlerde yaşayan (parasız devlet okullarında okuyan) çocukların dağılmasını “eğitim sisteminde radikal reformlar gerçekleştirmeye zemin sağlayan bir fırsat” olarak görüyor. Friedman artık “kamu okullarının yerine” rahat rahat “özel okulların açılabileceği”nden dem vuruyor.

Bir başka örnek, 2004 Aralık ayında on binlerce insanın ölümüne sebep olan tsunami felaketi: “Sri Lanka’da kurbanların yüzde 80’ini küçük kayıklarla balıkçılık yapanlar oluşturuyordu.” Kıyılarda oturan yüz binlerce insan “barınacak yer ve diğer yardım malzemelerinden faydalanabilmek için ülkenin iç kısımlarındaki geçici kamplara gittiler.” Ve bir daha geri dönemediler! Çünkü hükümet, yüz yıllardır kendi yurtları olarak geçimlerini sağladıkları bu kıyıları artık doğal felaketlere karşı bir tampon bölge ilan ederek kapatmıştı ve çok geçmeden çıkarılan yeni yönetmeliklerle bu bölgelerin ‘gaspı’ yasallaştırılarak, büyük şirketlerin kontrolündeki dev otellerin yapımına devredilecekti.

Kapitalizmin ‘çakalları’ her felaketten, sömürüyü yoğunlaştıran ve mülkiyet devrini kolaylaştıran bir ‘dev fırsat’ olarak yararlanmak üzere olay yerinde bitiveriyordu…

Dolayısıyla, bizim ülkemizde de hükümetin kontrolündeki sermayenin ve TOKİ gibi sözde kamu kuruluşlarının, Türkiye’nin herhangi bir yerinde yaşayanacak Van depremi benzeri her türlü felaketten sonra ‘nasiplenme çağrıları’ yapmalarına ve televizyon ekranlarına bu ‘çakallığı’ savunacak ‘gönüllü uzmanlar’ çıkarmalarına bugün de bundan sonra da hiç şaşırmamak gerek…