≡ Menu

“Tina Modotti – Devrimin Fotoğrafını Çeken Kadın” (Müge Karahan)

Gazeteci Berat Günçıkan, bir yazı dizisinden derlediği Gölgenin Kadınları kitabının önsözü“nü ne de olsa bu bir yol üzerinde hep birlikte yürüdüğümüz…” diyerek üç noktalamıştı; devam edileceğini duyururcasına, bu yolculuğa çağırırcasına. Kadın dayanışmasının, birbirine sahip çıkmanın, birbirini tutmanın en basit tarifidir bu çağrı. Bu yolculuk ancak böyle rahatlayacak: Yalnızca kadın olduğumuz için birbirimizi kollayarak, kayırarak, birbirimize ses ve kulak vererek, kara gölgelerden sakınarak…

tina modotti

 

Bu nedenle her yeni kadın adı, her bir kadın adı, başka kadın adları duymak; tarihi kadınlarla yazmak, kadınların yazdığı tarihi okumak asla ufak ayrıntılar değil. Aksine bütün bunlar, hep birlikte yürünen yolu kat eden büyük adımlar… Sanatçı kadınları, yazan kadınları, okuyan kadınları, evdeki kadınları, sokaktaki kadınları, bütün kadınları yolumuza katabilmek için her bir adım önemli.

Ölümden Doğan Hayat

Tina Modotti’nin hikayesini anlamlı kılan da her şeyden önce kadın oluşu. Devrimci fotoğrafçı olarak anılan Modotti, Günçıkan’ın kitabında hikâyesi anlatılan; yazar, oyuncu, müzisyen karısı olarak kocalarının ardında, isimsiz kalmış ‘gölgenin kadınları’ kadar karanlıkta değil; bunu da mücadelesine, devrimciliğine borçlu olsa gerek çünkü onu da gölgeleyenler, gölgelemek isteyenler olduğunu biyografisinden öğreniyoruz. Modotti’nin biyografisinin yazarı Margaret Hooks, bir Amerikalı sanat tarihçisinin sorusunu aktarıyor kitabın önsözünde:

“Eğer Tina Modotti’nin Edward Weston tarafından çekilmiş fotoğrafları olmasaydı, biz bugün Tina Modotti’yle ilgileniyor olur muyduk?” Hooks’a göre bu sorunun cevabı “kesinlikle, evet”tir ve yazar bu “evet”in doğruluğunu kanıtlamak istercesine Tina Modotti’nin yaşadıklarını aktarmayı dener. Tina Modotti hakkında yazılanların, onun üzerindeki Weston (Tina’nın fotoğrafçı olan aşkı) gölgesini kaldırmaya yetmediğinden şikâyet eden Hooks, kolları sıvayıp kalemini kuşanır. Model, terzi, oyuncu, fotoğrafçı kadın, devrimci Tina Modotti’nin kişisel tarihini, yaşadığı dönemin tarihsel kişilikleriyle ve olaylarıyla kesiştirerek aktarır bizlere.

225

‘Vakitsiz Bir Ölüm’ başlığıyla başlayan biyografisinin bu ilk bölümünde, devrimci komünist bir suikast girişimi sırasında hayatını kaybeden dostu Mella’nın ölümü anlatılırken Tina Modotti’nin doğum yeri ve kişisel bilgileri aktarılır. Arkadaşının ölümünün ardından verdiği ifadeye göre Tina; “Fotoğrafçıydı; İtalya’da, Venezia Gulia’da doğmuştu”

Herkesin İlgisini Çeken Kareler

Kitabın İkinci bölümünde yazar, Tina’nın çocukluğuna yer ayırmıştır. Sanatçının özel yaşamı gibi devrimci faaliyetleri de ayrıntılı biçimde anlatılır. Bunun yanı sıra sanatsal yaşamının izleri de sayfalara serpiştirilmiş fotoğraflarda aranabilir. Tina Modotti fotoğraflarının yanı sıra, onun âşıklarından biri olan ünlü fotoğrafçı Edward Weston’un kareleri ve Tina’nın bir diğer sevgilisi, ünlü ressam Diego Rivera’nın detay çalışmalarından bazı örnekler de okurun gözlerini doyurmaktadır.

Modotti’nin fotoğraf çalışmaları sanatsal bir gözlem fırsatı sunabileceği gibi, fotoğrafla ilgilenmeyen sıradan okuyucular açısından da onun devrimci sanatını ve bakışını göstermesi açısından tatmin edici olacaktır. Orak çekici sıklıkla kadrajının içine alması bir yana, fotoğraflarında odaklandığı işçiler, kadınlar, yoksulluk ve eller de bir karakteristiği işaret etmektedir. Çamaşırcı Kadının Elleri, Alet Tutan Eller, Kuklacı Elleri, zanaatın izlerini taşırken, emeğin çizgilerini de daha belirgin kılmıştır. İnceli, kısalı parmaklar, rengi değişmiş tırnaklar, derisi soyulmuş avuç içi, damarları belirginleşmiş, lekeleri artmış, ihtiyarlamış ya da gencelmiş eller; ‘el emeğini’ betimler. Ellerin bu anlatım gücünün farkında olan Modotti, bu kadar ayrıntılı olmasa da siyah beyaz karelerinde ellere odaklanmıştır.

Modotti’nin Militan Geçmişi

Kitabın son bölümü, Tina’nın ‘Yalnız Ölüm’ünü anlatır. Dostlarıyla geçirdiği günün sonunda kendini iyi hissetmemesi üzerine hastaneye gitmeye karar veren Modotti, kendisine eşlik eden dostunu bırakıp bir taksinin arka koltuğuna ilişmiştir. Kadının hırıltıyla karışık iniltilerini duyan taksici onu yetiştirmek için acele etse de Modotti kurtarılamaz ve “hastane kırk yaşlarında kimliği belirsiz bir kadının taksinin arka koltuğunda hastaneye ‘ölü olarak geldiği’ni bölge karakoluna hemen bildirmiştir”. Tina’nın ‘yalnız ölümü’ asla trajik ya da acınası değildir. O kimselere yük olmadan, bir devrimcinin ağırlığıyla çekip gider; belki biraz erken ama arkasında eserlerini bırakarak. Yazar Hooks’un kitabını bitirirken aktardığına göre Tina Modotti’nin cenazesi de bir devrimci sanatçıya yakışır biçimde gerçekleşmiştir. Bir militan ve fotoğrafçı olarak anılan Modotti’nin ölümünün ardından düzenlenen sergide onun ruhunu yansıtmak adına, “Meksika devriminin sembolü haline gelen fotoğrafların” yanı sıra, fotoğrafçı sevgilisi Edward Weston’ın çektiği kendi portresinin de bulunduğunu, biyografisinin son satırlarından öğreniriz.

modotti cekic

Tina Modotti’nin militan geçmişini aktarması sayesinde tarihsel dönemeçleri ve kesitleri arka plandan söküp atmaksızın ilerleyen bu kapsamlı çalışmanın ritmi, albenili kapağına da yansımış: Ön tarafta Tina Modotti’nin duru, durgun/dingin güzelliğinin bir fotoğrafı, arkada ise Meksika şapkası üzerine konmuş bir orak çekiç karşılıyor okuru.

(BirGün, 7 Kasım 2008)