≡ Menu

Tarık Ali: “Sistemle Asla Barışmayacağım”

Gülsin Harman
Milliyet, 7 Nisan 2013

tarik ali milliyet 2013

Türkçe’de eserlerini Tarık Ali imzasıyla okuduğumuz düşünür, ismini Tariq Ali olarak yazmamızı rica etti.

2006 yılında Diyarbakır’ı ziyaret etmiştiniz. New Left Review’da yayımlanan gözlemlerinizde “Eğer durum değişmezse Kürt hareketi daha da büyüyecek” demiştiniz. 2008’deki Türkiye ziyaretinizde ise “AK Parti hükümeti akıllıca hareket ediyor ama ülkenin en büyük sorunlarını çözmekten aciz” ifadesini kullandınız. Bugünlerde Türkiye, 30 yıllık kanlı bir çatışmayı çözmek için daha önce görülmemiş adımlar atıyor. Durumu nasıl görüyorsunuz?

‘Barış süreci’ adı verilen gelişmeleri Ortadoğu’daki diğer savaşlara bakarak değerlendirmek lazım. Irak’ın işgalini desteklemiş bir hükümet olarak AKP, Bağdat’ın dini tarafı ağır basan Şii partilere bırakılmasını ve Kuzey Irak’ta özerk Kürt yönetiminin ortaya çıkmasına zemin hazırladı.

Anayasa Değiştirilmeli

Şimdi Suriye’nin dağılmasına yol açabilecek bir savaş var. Esad rejimi Kürtlere fiilen özerklik vermiş durumda. PKK ve Öcalan’a teklif edilen ödünleri bilmiyoruz. Durum şu: Evde barış, dışarıda savaş (Yurtta sulh, cihanda sulh deyişinin İngilizcesiyle kelime oyunu). Eğer imtiyazlar verilecekse bu federal bir yapı öngören bir anayasa çerçevesinde olmalı. Bütün azınlıklara haklar verilmeli. Bütün siyasi tutuklular bırakılmalı. Dünyanın başka yerlerinde yapıldı. Ancak bunlar olursa ileriye bir adım atılmış olur, ne kadar ciddi olduklarını henüz bilmiyoruz.

Suriye’de bölgesel güçlerin taraflar üzerinden ‘vekaletle savaşa’ giriştiği yorumu sıklıkla yapılıyor. Türkiye’nin konumunu  nasıl değerlendirirsiniz?

Bakın, Türkiye Suriye’ye asker göndermek dışında her şeyi yaptı. Türkiye’de kamplar kurdu, desteklediği gruplara silah gönderdi. ABD de söylemeyi sevmiyor ama Türkiye gibi onlar da bu işe karıştı. New York Times‘da  silahların nasıl gönderildiğini okuduk. Açıkça söylememe izin verin, durumun bu hale gelmesinde baş sorumlu Esad. İsyanın ilk dalgası büyük ölçüde Suriye halkına aitti, müzakere edebilirdi. Baskıcı yönetim tarzı ve ülkenin küçük bir gruba ait olmadığını kabul edememe bu hale getirdi. Fakat bir kere iş silahlı isyana dönüşünce Batı ağır bir şekilde müdahil oldu. Bunu çok defa söyledim, Suriye halkını kazanabilen yönetecek.

‘Demokratik yeniçeriler’

Yayın kurulunda olduğunuz New Left Review’da Sosyolog Cihan Tuğal’ın makalesi Ortadoğu’da Türkiye’nin rolü için ‘demokratik yeniçeriler’ tanımlamasını yapmıştı. Daha önce de “NATO’nun NATOnun İslamcıları” makalesi tartışma yaratmıştı. Katılıyor musunuz?

Cihan Tuğal kesinlikle haklı. Türk hükümeti Amerikan imparatorluğunun yeniçerileri. Bu iki makaleyi yayımlamaktan dolayı onur duyduk. Benim gözümde ciddi anlamda eleştirel olan nadir yazılar. Sözde akil insanlar, Tuğal’ın makalelerini okumalılar.

Solu ezmek için din formülü

Bölgesel lider olma iddiası Obama’nın politikalarıyla birebir uyumlu. Bush bunu daha renkli bir şekilde yapardı, “Sen bizim bölgedeki tetikçimizsin” derdi. Bunda mafyavari bir şey var. Kullanılıyorlar ama bundan mutluluk da duyuyorlar. Time dergisi Erdoğan’ı kapağa çıkardı. “İşte çalışabileceğimiz İslamcılar bunlar” diyorlar. Atatürk zamanında bile Türkiye’de laiklik sorunluydu. İslam her zaman devletin kontrolü altındaydı. Solu ezmede din Türkiye’de olduğu gibi Pakistan ve Mısır’da kullanıldı. Meyvelerini görüyoruz. Erdoğan’ın iktidarında Osmanlı nostaljisi ve küçük kültürel değişiklikler dışında büyük bir kırılma görmüyorum.

Ortadoğu’da halklar yenildi

Guardian gazetesinde tam iki yıl önceki bir yazınızda 1848’deki halk isyanlarıyla karşılaştırarak “Arap Baharı’nın ilk aşaması bitti. İkinci aşaması başlıyor” demiştiniz. İkinci aşama nasıl gidiyor?

Halklar için bir yenilgi. Tunus ve Mısır’daki hükümetlerin yoksullar için bir programları yok. Mısır hükümeti Türkiye gibi ABD’yle tamamen müttefik. Mursi yönetimi Filistin açısından Mübarek rejiminden beter. Mübarek, Gazze ve Mısır arasında geçişi sağlayan tüneller kullanılmasın diye gazla doldururdu. Mursi’nin adamları ise tünelleri lağımla dolduruyor. Gazze’de çok sayıda insan bundan bıkmış durumda. İsrailliler ise bunu hayranlıkla karşılıyor. Bahar çok erken biçimde kışa döndü.

‘Chavez umut veriyordu’

Onlarca yıldır sol mücadelenin içindesiniz. Amerikan imparatorluğundan, Arap halklarının yenilgisinden bahsediyorsunuz. Yılgınlık hissettiğiniz hiç olmuyor mu?

Bazen depresif oluyorum ama cesaretimi kaybetmiyorum. Yılgınlık pasif bir duygudur. Bir şey yapabiliriz. Yazıyoruz, konuşuyoruz, gerçeği söyleyebiliriz… Asla umudumu kaybetmiyorum. Dünyayı gördüğünüz gibi analiz edebilmelisiniz. Sarkozy’nin Libya işgaline yardımcı olan Bernard Henri Levy, Türkiye’deki akil insanlar ya da Irak işgalini destekleyen Amerikalı gazeteciler… Ben asla sistemle barışmayacağım. En kötü zamanda bile sistemle mücadele etmeliyiz.

202

 Hugo Chavez size sistemle mücadele konusunda umut veren isimlerden miydi?

Evet. Sadece Chavez değil; Venezula, Bolivya ve Ekvador halkları da… Dünyada hükümetlerin ‘ABD’nin kuklaları olmayacağız’ diyerek ve sosyal politikalarla seçildiği kısıtlı da olsa değişimin tek yaşandığı yer Güney Amerika. İsrail’in  Gazze’ye yönelik son operasyonuna Venezuela’nın verdiği tepki Türkiye veya Mısır’dan güçlüydü. Ortadoğu’daki elitler Washington’a  bağlı, değişim bu yüzden olmuyor.

Sol merkezden kopmalı

Chavez’in ölümünün ardından Venezuela’da muhalefete baskı yapıldığı, sosyal politikaların bunu meşru gösteremeyeceği sıklıkla söylendi.

Venezuela’da baskı olduğu tamamen bir yalan. Kanıt göstersinler. Venezuela medyasının yüzde 90’ı devamlı Chavez’i eleştirdi. Muhalefet ABD’yle ortak darbe planladı ama hiçbiri yargılanmadı bile. Batı medyasının propagandası aslında basının sistemin nasıl parçası haline geldiğini gösteriyor.

 Sol düşüncenin önemli bir ismi olarak Avrupa’da aşırı sağın yükselişini nasıl görüyorsunuz?  

Aşırı sağ tanımı ülkeden ülkeye değişiyor. Yunanistan’da Altın Şafak faşist, bayraklarında gamalı haç var. Üyelerinin geçmişte işkenceci cunta rejimiyle işbirliği yaptığına dair kanıtlar var. Ama Batı’da politikacıların hepsi SİRİZA’yı hedef gösterdi. Fransa’da Ulusal Cephe ise daha ılımlı. Fakat sorun merkez sağ ve merkez solun arasında bir ayrım kalmaması. Sol kendisini merkezden koparamadığı için aşırı sağ çekici hale geliyor.

***

Tarık Ali‘nin Agora Kitaplığı’nca yayınlanan kitapları şunlardır:

Siyasi kitapları:
• Sokak Savaşı Yılları: 1960′lı Yılların Otobiyografisi (1987)
• Bush Bağdat’ta – Irak’ın Yeniden Sömürgeleştirilmesi (2003)
• İmparatorluk, Direniş ve İsyan (2004)
• Karayip Korsanları (2006)
• Düello – Amerikan Gücünün Uçuş Rotasındaki Pakistan (2008)
• Komünizm Düşüncesi (2009)

Romanları:
• Nar Ağacının Gölgesi (1992)
• Palermo’da Bir Sultan (2005)
• Ayna Korkusu (1998)

Phil Evans’ın çizgileri, yazarın metniyle hazırlanan çizgi-biyografi:
• Troçki – Yeni Başlayanlar İçin (1980)

 

Görüşleri ve kitaplarıyla ilgili diğer yazılar ve söyleşiler:

• “Madem İsrail’in Özrü Önemli; TC de Kürtlerden Özür Dilesin” (Pınar Öğünç’le Söyleşi,Radikal, 7 Nisan 2013)
• “Erdoğan Şov Adamı” (BirGün, 7 Nisan 2013)