≡ Menu

“Sevgilim, Yoldaş’ım – Rosa’nın Leo’ya Mektupları” (Pınar Akkoç)

Devrimcilerin insan olduklarını unutmak onları anlamamızda ve pratiklerinden öğrenmemizde eksiklikler oluşturur. Kimi zaman çok önemli tarihsel kişilikler tek yönlü algılandıkları için yanlış anlaşılır ya da anlaşılmazlar. Dünya devrim tarihinin başlıca önderlerini yanlış anlamaya neden olan yalnız bireyin algısı değil, ona şekil veren ideolojik aygıtlardır kuşkusuz. Öyle ya, algıyı yaratan başlıca unsur egemen söylem biçimleridir.

img502

Çeşitli biyografik çalışmalarda kişilik özelliklerinin çarpıtıldığı ve bu sayede kafalarda farklı kişiliklerin ortaya çıktığı bilinir. Lenin’i katı bir diktatör gibi göstermek için müzikten hiç hoşlanmadığı, duygusal olduğu tek bir anının bile olmadığı bilinen söylentiler arasındadır.

Bir de biyografik çalışmalar vardır ki kişiyi artısıyla eksisiyle bir bütün olarak aktarır. Kişi çıplaktır. Yorum okura kalmıştır. Karl Marx ve eşi Jenny’nin birlikte yaşadıklarını anlatan kısa fakat özlü çalışma (Karl ile Jenny Marx, Pierre Durand) buna örnek. Marx’ın parasızlığı, yoğun çalışma temposu ve bütün bunlar yetmezmiş gibi Jenny’e karşı sadakatsizliği; buna karşın Jenny’nin dayanışmacı tavrı okur için unutulmaz olsa gerekti. Bu çalışmaların gerçekliği bir yana dursun, tarihsel kişiliklerin kendi kalemlerinden çıkmış mektuplar onları tanımakla en büyük yardımcıdır hala.

Bir ‘Kartal’ın Aşkı

Alman sosyalizmin efsanevi ve dünya devrim tarihinin sayılı kadın önderlerinden Rosa Luxemburg’un mektupları her şeyden önce dönemi yakından tanıtan ve anlatan kaynak niteliği taşır. Gelgelelim bu yazının konusu dönemin sosyalist hareketi içerisinde yaşanan dalgalanmalar değil.

Sevgiliye Mektuplar, Rosa Luxemburg’un 15 yıllık bir ilişki sürdüğü sevgilisi Leo Jogiches’e yazdığı mektuplardan oluşuyor. Rosa Leo’yla tanıştığında 19 yaşındadır henüz. Zürih’e okumaya gelmiştir. Leo oldukça yakışıklı, siyasi etkinliklerinden dolayı tanınan ve sevilen bir gençtir. Rosa ise kimsenin tanımadığı üstelik albenisi olmayan bir genç kadın…

Leo sonraları Rosa’nın müthiş denebilecek hitabet yeteneğine ve insan üzerinde kurduğu etki gücüne hayran kaldığını söyleyecektir. Rosa ile Leo sevgili olmadan önce yaklaşık bir yil ortak siyasi pratik içerisindedirler. Rosa’nın bu denli siyasileşmesinde ve öne çıkmasında Leo’nın payı azımsanmayacak ölçüdedir.

Rosa’nın Berlin’e gitmesi ve çalışmalarına orada devam etmesi iki genç devrimcinin birbirinden ayrı kalmasına yol açar. Yalnızca belirli aralıklarla görüşebilen çift için mektuplaşmak yakıcı ve tek başına bir bağ haline gelmiştir. Rosa bu mektuplarda bir yandan siyasi mücadele içinde yaşadıklarını aktarırken bir yanda da Leo’ya olan bağlılığını dile getirir:

“Sevgilim, bir tanem, biricik aşkım Leo’m!”

Mektuplarını genelde “senin Rosan” diye bitirir. Leo ise aynı sıcaklıkla karşılık vermez. Hayatındaki terslikler ve genel kötümser ruh hali Leo’nun Rosa kadar tutkulu yaşamasına engel olur.

Sevgili Besleyen ve Büyüten

Mektuplar sevgililerin iki farklı dönemini yansıtıyor. Rosa’nın Leo’yla birlikteliği 15 yılın sonunda biter fakat aralarındaki bağ hiç kopmayacaktır. Rosa’yla Leo’nun mektuplarında artık sevda sözleri olmasa da yazışmaları devam eder. Artık bu mektuplar sevgiliye değil mücadele arkadaşına yazılmıştır.

Leo karamsarlık içinde süren hayatında aşkın hakkını vererek yaşamayı unuturken Rosa da tatminsizlikleriyle boğuşsa da, mektupları tutkularının tüm güzelliğini yansıtır nitelikte. Onların yazışmalarından bir kez daha anlıyoruz ki gerçek sevgi emek ve paylaşımla mümkündür. Karşılıklı fikir alışverişi ve ortak üretimin sevgiyi ne denli beslediği ve büyüttüğü mektupların gösterdiği bir başka olgu.

Bir yanda Leo’ya “en değerli varlığım, her şeyim” diyen Rosa’nın tutkusu, diğer yanda Leo’nun ‘soğuk’ tavrı. İkilinin bağımsız duruşu kadın erkek ilişkisiyle, devrime adanmışlığın nasıl koşut yaşandığına bir örnek.

111

Sevgiliye Mektuplar tutkulu bir aşkın ve aynı zamanda çalkantılı bir dönemden geçen devrimci lider Rosa Luxemburg’u yaşadıklarının belgesi. Bugünün sevgi fukaralıklarına ise bir yol gösterici.

(Aydınlık Kitap, 8 Şubat 2013)