≡ Menu

Putin’in Rusyası

Çeçenistan Savaşı, Moskova’daki tiyatro baskını, Beslan’daki okul katliamı ve benzeri trajedilerle beslenen otoriterizm, mafyatik kapitalizm, siyasal ve ahlâki çürüme, yoksulluk ve yalnızlaşma: işte, Sovyetler Birliği sonrasında Rusya’nın geldiği yer. Ve tüm bu süreci idare eden, bütün politikasını özgürlüğü bozmak ve özgürlük isteyenleri ezmek üstüne kuran, ülkenin zorba istihbarat servisinin yetiştirmesi, eski bir KGB yarbayı olan Putin.

Bu, Vladimir Putin hakkında bir kitap değildir, ama Putin’in Batı’da göründüğü şekliyle bir portresini sunmaya da kalkışmaz. Ayrıca, bu kitapta Putin’in Rusyası’na asla pembe gözlüklerle bakılmaz. Gerçi Rusya’da herkes Putin’in davranışlarına ayak uyduruyor değildir. Batı bize hâlâ bu rolü biçmekten çok hoşlansa da bu ülkede köle olmak istemeyen, özgür olma hakkını kullanmak için çabalayan çok sayıda insan vardır. Fakat, Putin’in ülkenin her tarafında dilediği gibi at koşturmasının başlıca müsebbibinin, bu ülkede yaşayan insanların büyük çoğunluğunun kayıtsızlığı ve itaatkârlığı olduğuna da şüphe yoktur.

“Benim Putin’den nefret etmemin sebebi, onun halkını hor görmeyi sürdürmesi, bizleri kendi amaçlarına ulaşmakta kullanıp atacağı araçlar olarak, kişisel iktidarını sağlama almak ve korumak için sırtına basılacak piyonlar olarak düşünmekte ısrar etmesidir. Benim Putin’den ölesiye nefret etmemin sebebi, Çeçen Savaşı’nda, tiyatro baskınında ve okul katliamında insan hayatını hiçe sayıp bombardımanları ve infazları sürdürerek, bileşimini kimsenin bilmediği zehirli gaz kullanmaktan kaçınmayarak ve ‘küresel terörizme karşı mücadele’ kisvesi altında ölümüne sebep olduğu insanların dramlarına asla saygı göstermeyip, vahşi suçlar işleyen kendi yetkililerini korumaya devam etmesidir.”

 

Türkçesi: Kemal Ülker
256 sayfa
1. basım: Mart 2006
(tükendi)

 

Sonraki yazı:

Önceki yazı: