≡ Menu

Koşarken Yavaşlar Gibi

“Dinle bakalım. Bir varmış, bir yokmuş, ülkenin birinde beş arkadaş varmış. Hep birarada yaşarlar, birlikte ağlayıp birlikte gülerlermiş. Sanırlarmış ki dünya, istedikleri gibi bir şekil verecekleri bir oyun hamuru… O kadar güçlü, o kadar yenilmez hissederlermiş ki kendilerini… İyilik, güzellik, aydınlık… Hep böyle şeylermiş bekledikleri hayattan, hem kendileri için hem de bütün insanlar için. Sonra, günlerden bir gün soğuk bir rüzgar esmiş. Soğuk, acımasız, pencerelerin aralıklarından, kapıların altından evlere dolan, herkesi donduran hain bir rüzgar… Kızlar dağılmış… Dört bir yana… Artık onlar bir oyun hamuru imişler, hain rüzgarların önüne katıp dilediğince şekil verildiği…”
                                                                                                                                                       (romandan)

Arkadaşlığın ve yoldaşlığın kadınca hali…

Koşarken Yavaşlar Gibi, birbirine hem benzeyen hem farklı beş genç kadının 12 Eylül’de askeri cuntanın yönetime gelmesinden birkaç yıl önce başlayan arkadaşlıklarının,12 Eylül döneminde,1990’larda ve 2000’lerde aldığı halin romanı: Aynı evi paylaştıkları yıllar geride kalmış, hayat gailesiyle birbirlerinden uzaklaşmışlardır.

Her biri, farklı ama benzer biçimlerde, bir zamanlar hayatlarını adadıkları ideallerinin hiçleştiği yeni toplumsal ilişkiler içerisinde, kadın olmanın zorluklarıyla baş edip ayakta kalmaya çabalarken bir mektup onları yeniden bir araya getirir.

Şöhret Baltaş, bu ilk romanında son yirmi beş yılda yaşanan toplumsal değişimi,1980’lerin başında yirmilerinde olan kadınların bir zamanlar değiştirmeye kendilerini adadıkları insanlarınkinden pek de farklı olmayan yaşamları üzerinden anlatıyor.

İdealleştirilmemiş, tanıdık roman kahramanları ve süssüz, yalın, ama çarpıcı bir duygusallığa sahip anlatımıyla Koşarken Yavaşlar Gibi, roman sanatının oyunlardan değil duygu yoldaşlıklarından da kurulabildiğini gösteriyor:

“Cezaevinde, arkadaşlarla ranzanın üzerine oturup konuştuğumuz günlerde bile, hayat daha kolaydı. Evet, dışarda değildik, dışardayken gözümüze çarpmayan küçücük ihtiyaçları bile karşılamak için büyük çabalar harcıyorduk. Ama yine de gülebiliyorduk yağ tenekesinin üzerinde kızarttığımız sucukları yerken…

“Çünkü umutluyduk hâlâ. Güzel günlerin ışığı henüz terk etmemişti bizi…”

 

 227 sayfa
2. basım: Mayıs 2012 (Agora)
1. basım: 2007 (Kanat)
Fiyatı: 5 TL (ucuz seri)

 

Yazarın, romanını kaleme alma serüveni üzerine yazısı:
– Koşarken Yavaşlar Gibi‘yi Niçin Yazdım?” (Şöhret Baltaş)

 

Roman hakkında:

– “‘Zafer’den Önce, ‘Yenilgi’den Sonra” (Berat Günçıkan, Mesele Kitap Dergisi, Sayı: 9, Eylül 2007)