≡ Menu

“Fotoğrafçı Olmak: Dünyanın Görsel Tarihini Yazmaktır” (Atabey Pusat)

Fotoğrafın görsel algı oluşturmaktaki gücü düşünülerek bu hafta kitap önerilerimizde fotoğraf ve fotoğrafın ideolojisi üzerine yazılmış kitaplara odaklanacağız.

***

Fotoğraf kartının üstüne düşürülecek görüntünün nasıl istif edileceği ile yakından ilgilenenler, “Peki ama niye böyle?” sorusunun cevabını pek merak etmediler. Dogmatik bir kabullenmeyle ve tevekkül içinde, iki boyutlu düzlem üstüne imgeleri yerleştirmek için estetiğin ilahi kuralları  bulunduğuna iman etmiş durumdalar. Amaç “Güzel bir görüntü yaratmak. Güzel’in kuralları ise zaten belli, üstelik evrensel ve değişmez”. Bu zihniyet totaliter aklın ve dünyanın kültürel zenginliklerinden habersiz batı merkezli estetik algının köhnemiş akademik tezahüründen daha fazlası değil ne yazık ki…” (Özcan Yurdalan).

Bu algının kırılması için fotoğrafa ilgi duyan kişinin öncelikle “etik, fotoğrafçının ideolojisi, gerçeklik, sanat ve estetik üretim”   kavramları üzerine derinlikli okumalar yapması gerekiyor. Bu kavramların sorgulandığı  ve yanıtlar arandığı kitapların sayısı az da olsa okunmaya değer.

Başkalarının Acısına Bakmak (Susan Sontag, Agora Kitaplığı)

“Savaşın ve dehşetin yüzünü sergileyen fotoğraflara bakmaya ne kadar dayanabilirsiniz?”

22

Alman Yayıncılar Birliği’nin Frankfurt barış ödülüne layık gördüğü Susan Sontag’ın Başkalarının Acısına Bakmak adlı kitabı simgelerin insanların üzerindeki etkileri ve medyanın bu konudaki yerinden bahsediyor. Acının seyirlik bir malzeme haline dönüştüğü yüzyılımızda, internet sitelerinden ya da televizyonlardan canlı canlı izlediğimiz savaş görüntülerinin kurbanı, görüntüleyeni ( fotoğrafçı) ve güven dolu evinin içinde izleyeni arasındaki ilişkileri sorguluyor.

Savaş fotoğraflarından yola çıkan yazar görüntü ve gerçeklik, gerçekliğin algısı gibi kavramları sorguluyor.  Acının bir tüketim maddesi haline geldiği günümüzde,  güvenlikli sitelerinde oturan insanın izlediği bir savaş görüntüsünü birkaç saniyede tüketip bir tuş yardımı ile diğer görüntüye geçmesinin ardındaki nedenleri sorguluyor. Kitabın en can alıcı yanı ise  sürekli acıyı izleyen ama şoku eyleme dönüşmeyen insanın bunu nasıl başarabildiğinin ve neden bir şeyler yapmadığının peşine düşmesi.

Belgesel Fotoğraf ve Fotoröportaj (Özcan Yurdalan, Agora Kitaplığı)

Türk fotoğrafı diye bir şey vardır. “Her tür gerçeklikten güzellikler yaratma ekolünün adı Türk fotoğrafıdır.”

1980 sonrası Türkiye fotoğrafının eksenine estetikçi bir anlayış yerleşti ve fotoğrafı sadece pazara imaj üreten bir alan ya da boş vakitleri değerlendiren hoş bir uğraş  olarak gören bir fotoğrafçı topluluğu ortaya çıktı. “Türk fotoğrafı diye bir şey vardır. “Her tür gerçeklikten güzellikler yaratma ekolünün adı Türk fotoğrafıdır.” diyen yazar, kitabın girişine eklediği  “Bu kitap fotoğraf makinesinin işleyişi ve ayarlarından değil, fotoğrafçının düşünce ve davranışlarından söz eder.” cümlesiyle belgesel fotoğrafın ve fotoröportajın metodolojisi ile ilgili temel sorulara yanıtlar arıyor.

184

 

Haber fotoğrafçılığı, Belgesel fotoğrafçılık, gezi fotoğrafçılığı gibi her tür fotoğrafı, fotoğrafın bir dili olarak gören yazar bu türler arasındaki metodolojik, düşünsel, estetik farkları başarıyla ortaya koyuyor.Yurt içinde yaptığı çok sayıda belgesel fotoğraf atölyelerine kaynaklık eden kitap Belgesel fotoğraf konusunda başucu kitabı olma özelliğini uzun yıllar koruyacak biri görünüyor.

Fotoğrafçı Olmak Üzerine (David Hurn, Espas Kuram Sanat Yayınları)

Bir “ Nasıl yapmalı” kitabı

Magnum fotoğrafçılarından David Hurn ve Bill Jay arasındaki sıkı dostluğun yansımalarınını gördüğümüz kitap, iki dostun fotoğraf ve fotoğrafçılık üzerine yaptığı içten bir söyleşi şeklinde ortaya çıkmıştır. Fotoğrafçı olmanın ön koşulu olarak öncelikle sağlam bir düşünsel ve  teorik altyapı gerekliliğinin vurgulandığı kitapta ; teknik ve pratik bilgiler üzerine de samimi yorumlarda bulunuluyor. Fotoğrafçılığın,  elindeki tele objektiflerle ve teknik araçlarla  kitle üzerinde bir egemenlik kurma aracına dönüşmeye başladığı günümüzde, gerçek bir fotoğrafçının taşıması gereken etik değerler, teorik bilgiler üzerine  büyük iddialarda bulunmadan içlerini döküyorlar.

“Fotografik Deneme, Bir konu seçmek, Tekil fotoğraf çekmek, Kontaklar yaratmak, Fotoğraf makineleri ayakkabılar ve diğer temel şeyler,Fotoğrafa ilişkin bazı mitler ” gibi alt başlıklardan oluşan kitap,  yeni başlamış bir amatörden, çalışma disiplinini gözden geçirmeyi düşünen profesyonel bir fotoğrafçıya kadar değişik seviyelerdeki ilgililere hitap eden, samimi hoş bir dile de sahip.

Çağımızın Tanıkları (Belgesel Fotoğrafçılar Anlatıyor (Ken Light, Espas Kuram Sanat Yayınları)

“Fotoğraflar sorunları ekonomik raporlardan daha iyi ifade eder.”   Sebastião Salgado

Kitap, Ken Light’ın kişisel tanıklıkları doğrultusunda dünyada neler olup bittiğini kendi gözlerinden ışık aracılığıyla kâğıda aktaran ve bir anlamda öykü anlatıcıları diyebileceğimiz 18 Belgesel fotoğrafçı ve 4 editör ile yaptığı söyleşilerden oluşuyor. Belgesel fotoğrafçının filmlerdeki gibi romantik bir aksiyon adamı olmayıp, yaşadığı dünyayı anlamaya ve anlatmaya çalışan, bazen ülkesinden kaçmak zorunda kalan, bazen yıllarca hapishanelerde yatan bir görsel tarihçi olduğunu gösteren söyleşiler, üstünde düşünülerek okunmalı.

“Toplumsal belgesel fotoğrafçılık geleceğe geçmişten bir bakış açısı, mülksüzleştirilmişlere de bir ses sunar. Tüm yayınlanan fotoğrafların eğlence ve ünlüler dünyasını anlattığı, bireysel ifadenin büyük medya şirketlerince boğulduğu bir zamanda belgesel fotoğrafçılık bir çağa tanıklık etme sorumluluğunu üstlenmiştir. Elinde bir fotoğraf makinesi ve birkaç rulo film olan bir insanın hâlâ güçlü ve dayanıklı bir sese sahip olması beni hayran bırakıyor”  diyen Ken Light’ın yaptığı söyleşilerden çıkan önemli bir sonuç, belgesel  fotoğrafçıyı harekete geçiren sebebin “şöhret olmak, para kazanmak” değil, toplumsal sorumluluk, kurulu düzene baş eğmemek ve ideolojik tutum olduğu görülüyor.

Fotoğrafçıya Fısıltılar (İlker Maga, YGS Yayınları)

Fotoğraf görsel bir anlatım dilidir, anlamayan anlatamaz.

Yazar, fotoğrafın yaşamla ilişkilenmesine ve fotoğraf dünyasına dair bir çok başlık üzerine ilk bölümde kendi yaşam imbiğinden geçirdiği birikimlerini, ikinci bölümünde dünya fotoğrafının ustalarından derlediği görüşleri ele almış. Yazar; fotoğrafçıyı, evrensel, sokağın diline sahip, yaşamın karşısında taraf olabilen olarak tanımlıyor ve nasıl ki fotoğrafta ışık olmazsa olmazlardan biriyse, bu kitapta da insan fotoğrafın olmazsa olmazlarından biridir diyerek son dönemlerdeki teknik ve kalıplaşmış fotoğraf algısına karşı tavır alıyor.

Kitapta ele alınan başlıklar ise “Fotoğrafçı, Fotoğrafın konusu, Fotoğrafın tarzı, Fotoğrafta Amatörlük –Profesyonellik, Siyah-beyaz ve renkli, Fotoğraf Makinesi ve Teknik, Röportaj-portre ve kompozisyon, An ve Anı” olarak karşımıza çıkıyor.Kitabın üzerine oturduğu düşünsel temel ise sanırım şu cümle ile özetlenebilir. “Sadece fotoğraftan anladığını ya da sadece fotoğrafla ilgilendiğini söyleyen insan aslında hiçbir şeyden anlamıyor demektir.”

(Sol Kitap, 22 Mart 2013)