≡ Menu

“Emma’nın Tiyatroya Bakışıyla, Halkın Kurtarıcısı” (Serhat Durup)

Hayatını anarşizm mücadelesine ve kadının özgürleşmesine adayan, düşünceleri ve sözleriyle ‘fevkalade tehlikeli kadın’ olan Emma Goldman’ın Modern Tiyatronun Toplumsal Önemi adlı kitabı, geçtiğimiz Şubat ayında Aslı Kutay Yoviç’in çevirisiyle Agora Kitaplığı tarafından yayınlandı.

serhat durup emma yazisi

Kızıl Emma bu eserinde, modern tiyatronun ‘tüketim toplumu’nda hayati önem taşıdığını gösteriyor. Modern tiyatro ona göre; diğer modern edebiyatlar gibi evrenseldir ve bu türler nerede olursa olsun insanın doğasının ve toplumsal çevresinin derinlerinde yatmaktadır. Bu tarz tiyatro anlayışının ‘iyi’yi arayan insan için ilham kaynağı olacağından bahseden Goldman, kitabın içeriğinde İskandinav, Alman, Fransız, İngiliz, İrlanda ve Rus tiyatrolarından örnekler verir. Kızıl Emma, ‘sanat için sanat’ düşüncesiyle hareket edenlerin hayatın mücadelesinden uzak kaldığını da söyler.

Henrik İbsen, Gerhart Hauptmann, Edmund Rostand, George Bernard Shaw, Leo Tolstoy, Anton Çehov ve Maksim Gorki gibi toplumsal hayatla mücadele içerisinde olan önemli kişilerin tiyatrolarını ele alıyor.

Her zamanki diliyle Goldman yine insanlara bir ‘uyanış’ uyarısı vermeye çalışıyor. Kitapta ele alınan her tiyatronun içinde çevrenizden birilerini görebilirsiniz, bu kişilerden biri siz de olabilirsiniz.

Tehlikeli Kadın Emma Goldman, hayata karşı verdiği mücadeleyi bu kitabında da vermektedir. Örneğin, August Strindberg’in döneminde haksız eleştirilere uğradığını söyler. Strindberg, oyunlarında kadınları çok sert bir dille eleştirmektedir. Çünkü kadın, yüzyıllardır, iyiliği, tatlılığı, kendini adamışlığı ve en önemlisi belki de tehlikelisi olan anneliğe kendilerini adamaları uyuşturulduklarının göstergesidir.Kadınların bir ‘bebek’ gibi görülmesine son derece sert çıkışlar Goldman tarafından da sık sık yapılmaktadır.

Bu kitap Emma Goldman’ın tiyatro ile ilgili analizlerini taşırken bahsettiği önemli isimleri de yakından tanıma fırsatı veriyor. Kızıl Emma, Dans Edemeyeceksem Bu Benim Devrimim Değildir kitabında anarşizm, evlilik, vatanseverlik ve kıskançlık gibi konulardan bahsediyordu. Modern Tiyatronun Toplumsal Önemi kitabı ise aslında bu kitabın bir analizi niteliğindedir.

İngiliz Tiyatrosu’nun önemli isimlerinden George Bernard Shaw’ın görüşlerini de ciddiye alan tehlikeli kadın, Shaw’ın döneminde propagandist olarak eleştirilmesine tepki göstererek, Anglo-Sakson zihninin tembelliğinden kaynaklandığını söyler. Goldman’a göre Shaw, Hıristiyan ‘ahlâkı’nın, ‘adalet’inin, ‘iyi’liğinin gerçek yüzünü ortaya çıkarmıştır.

Rus Edebiyatı denince akla ilk gelen isimlerden birisidir Leo Tolstoy. Emma Goldman da Tolstoy’un edebi kişiliğinin yanı sıra, toplumun yapısı ile ilgili belirlemelerine dikkat çekmiştir. Yaşadığı dönemde Kilise tarafından aforoz edilen Tolstoy, ölümsüzlüğüne kavuştuktan sonra, Kilise tarafından “O bizimleydi” açıklamasının yapılması, Goldman’a göre Kilisenin ikiyüzlülüğünü göstermiştir.

Goldman’a göre Tolstoy’un Karanlığın Gücü adlı tragedyası, sefaletin ve cehaletin bir örneğidir. Oyunda özellikle kadınlar açısından zorluğun dile getirilişi vardır. Eserde geçen diyaloglarda, erkeklerin öyle ya da böyle bir şeylerini geliştirme durumları varken, kadınların hiçbir şeyden haberlerinin olmadığı, hatta Tanrı hakkında bile fikirlerinin bulunmadığı belirtiliyor. Tolstoy, Goldman’a göre gerçek Hıristiyanların sonuncusudur ve Kilise’nin yalanlarını ortaya çıkarmak için çabalamıştır.

Rus Edebiyatının önemli isimlerinden biri de Anton Çehov’dur. Goldman, Çehov’un Martı veVişne Bahçesi eserlerini de, toplumsal sorunları gösterdiği için değerlendiriyor. Goldman’a göre Çehov,  Martı’da Konstantin Treplev’i alışılmış olanın dışına çıkmak istemesini ve Vişne Bahçesi’nde de materyalizmin her şeyi ele geçirilişini açıkça anlatıyor.

emma kapak dusuk coz

Daha önceki eserlerinde Maksim Gorki’den alıntılar yapan modern çağın önemli anarşistlerinden Goldman, bu eserinde de Gorki’ye göndermelerde bulunuyor. Ona göre Maksim Gorki, toplumsal derinliğin en gerçekçi tablosunu sunar. Ayaktakımı Arasında eseri, toplumun unuttuğu, bir hırsız, bir kumarbaz, eski bir aktör, eski bir aristokrat ve bir fahişeyi bir araya getirir. Goldman’a göre bu kişilerin bir zamanlar birer amacı, bir gayesi olmuştur. Ancak iradesizlikleri ve hayatın adaletsizliği, acımasızlığı bir araya gelip tüm amaçlarının yeraltına girmesine neden olmuştur.

Sonuç olarak eserde, modern tiyatrolarında anlaşılması gereken konular Emma Goldman tarafından açıkça dile getiriliyor. Bu tür entelektüel öğeler, halkın kurtarıcısı olan en önemli öğelerdendir.

(Radikal Kitap, 29 Mart 2013)