≡ Menu

Türkçe Edebiyat

Solak Keçi

solak keci kapak

“Evet, deliyim, Mademoiselle. Ama sıkıcı olmayan bir deli. Bakın işte, elinizdeki kitabın sayfasını katlıyorum. Eğer benden sıkılırsanız kaybedecek bir şeyiniz yok. Büyük üstat sizi sabırla bekleyecek. Ayrıca bu sabah güzel bir şey öğrendim. Kentiniz bana öğretti. Artık şemsiye kullanmayı biliyorum.” 1. basım: Nisan 2017 96 sayfa Fiyatı: 10 TL Türkçe Edebiyat: 54 Agora Kitaplığı: 518 […] Yazının devamı ->

Düş Esintisi

496) dus esintisi

"Ey okur, sisli bir kitap bu.  Aslında beni korkutuyor biraz, ama yine de elimden bırakamıyorum. Bir aşk ve cinayet kitabı sayılır. Bence yalnızca yüzeyde böyle, derinde bir gizem kitabı. Bu gizemi gri kara bir sisin içinde şöyle böyle görür gibi oluyorum, ama eminim, kitabı ikinci kez, hep seni düşünerek okursam sis aralanacak önümde. Sisin gerisinde insanı büyüleyip saracak bir […] Yazının devamı ->

Mağluplar

439) magluplar mehmet tasdemir

"Belki de bir hiçim ben. Kitabı da bir hiç olduğum için yazdım. İşte duyun, görün beni demek için. Kendinden emin olanların kitap yazmaya ihtiyaç duymamalarını daha şu an, sizi arayıp aramama arasında bocalarken öğrendim. Eksik insan kitap yazar. Kafka'nın konu ettiği türden bütün kahramanların kitaplarının olmaması da (hepsi de bir hiç olduğu duygusuyla yaşadığı halde) […] Yazının devamı ->

kosarken yavaslar gibi

"Dinle bakalım. Bir varmış, bir yokmuş, ülkenin birinde beş arkadaş varmış. Hep birarada yaşarlar, birlikte ağlayıp birlikte gülerlermiş. Sanırlarmış ki dünya, istedikleri gibi bir şekil verecekleri bir oyun hamuru... O kadar güçlü, o kadar yenilmez hissederlermiş ki kendilerini... İyilik, güzellik, aydınlık... Hep böyle şeylermiş bekledikleri hayattan, hem kendileri için hem de bütün insanlar için. Sonra, […] Yazının devamı ->

Yağmurun Yedi Yüzü

283

"Onlar bundan böyle de Barış olarak, Lale olarak, Nisan, Sedef, Sinan, Güney ve Bulut olarak sürdürecekler yaşamlarını, ama hep biraz da Yağmur olacaklar; bir damla Yağmur taşıyacaklar yüzlerinde. 'İstanbul'da yağmurun rengi mavi'. Yağmur, hep aynı yağmur belki, ama içine aktığı mekânlara göre rengi, onu kucaklayan zemine göre de sesi değişiyor. (…) Bir la sesi sözgelimi... […] Yazının devamı ->

Şapkasız Yalanlar

198

"Siz mesela, aileniz, çocuklarınız, sonra karınız… Hiç düşündünüz mü, karınızın içinde daha kaç kadın var acaba?... Annenizin tarihinde sizden başka kaç adamın hikayesi yazılı?.. Sonra anneanneniz, halalarınız, teyzeleriniz… Cürümünüz nedir onların nezdinde?.. Aile kadınlarının hikayesinde neredesiniz?.. Bilmem farkında mısınız, kadınlar acayip kalabalıktırlar. Öyle kenarda köşede, kendi hallerinde göründüklerine aldanmayın, sandığınızdan çok daha kalabalık yaşarlar ve […] Yazının devamı ->

294

"Ölmeden önce bir büyük hayal daha göreyim diye sevsem seni... "Görelim diye -beraberce. Şimdi burada, bu çay bahçesinde yeniden, senin bana baktığını fark edip de gözlerindeki ışıltıda zamanın buğusunu gördüğümü sandığımda duydum bu arzuyu. Sensiz bir anlamı yok yani, ne de gerçekliği: Peki ama, hayatın içinde birlikte hayal kurmayı yeniden öğrenebilir mi yaralı insanlar? Son […] Yazının devamı ->

Ölüme Bakmak

89

Osman Akınhay, ikinci romanında, orta yaşlarındaki bir 'oğul'un, ölen 'baba'nın yanına geldiği andan, toprağa verildiği ana kadar geçen süre içinde, tanık olduğu tüm ritüelleriyle ölüme bakıyor. Son nefesini veren 'baba'nın saatlerce açık kalan gözlerini kapadıktan sonra, onun ölüsüyle başbaşa kalan 'oğul'un, gasilhanede, babasının bedenini yıkayan gassallara eşlik etmesi ve nihayet, beyaz kefen içinde toprağa verilen […] Yazının devamı ->

Gün Ağarmasa

45

200'ü aşkın kurban alan "Hayata Dönüş Operasyonu"nun başladığı gecedir. Bir eski siyasi mahkum olan Celal, tam televizyonu kapatıp uyumak üzereyken, ekranda ansızın, cezaevinde beş yıl kaldığı koğuşun duvarının bir kepçeyle yıkılmakta olduğunu görür. Bir sessizlik çöker sonra. Karanlığın içinde bir yüreğin kıpırtısı duyulur. '76 yılının Siyasal'ı, puslu bir şehir olan Ankara'nın sokakları ve mahallelerinde geçen […] Yazının devamı ->

Kirlihanımlar

268

Alis Tavşan'ıyla geliyor üstüme dağlar kadar sorun biniyor postlara sarınmış bir patrona soruyorum sen insan olabilir misin ve caanım leoparı ve ayıları eğitebilir misin hadi al, bugünkü öğünün bayıldığın domuz bokun derken, evet derken Alis Tavşan'ıyla geliyor Tavşan'ın kolunda kıçım kadar bir saat hadi akıllı kızım kaçmak için, ısır mantarın ucundan ve sen iğrenç patron […] Yazının devamı ->

Anisya’nın Evi

249

"Gidiyorum işte," der gibiydi. Sonra başını yavaşça eğdi. Çantasından bir şeyler çıkarmaya çalışıyordu. Pencerenin kırık aralığından bir defter uzattı. O defterdi. "Al bunu! O buraya ait." Birinin hayatı emaneten elime tutuşturulmuş gibi, içimde tuhaf bir endişe uyandı. Onu ne yapacaktım? Gözlerimi defterden ayıramıyordum bir türlü. Sonra başımı kaldırıp, tekrar Feryal'le göz göze geldim. Sadece göz kapaklarıyla […] Yazının devamı ->

Meczup

323

“Bir kitap yazdım ve hayatım değişti... Bu tür cümleleri severim. Gizli bir büyü vardır içlerinde ve bir vaat. Tümüyle gerçek olup olmadıkları önemsizdir. İnsanın, öteden beri olmak istediği kişi olabilmesi için değişmesi gerekir. Ama hiç de kolay değildir değişmek. Huylunun huyundan vazgeçmediğini herkes bilir. Bir mucize gerekir ve özgüvenin büyüsü. “Bu fani ve süfli dünyada […] Yazının devamı ->

Adsız Defter

241

"Hafızasını, olan biteni anlamak için yokladığında, hiçbir şey hatırlamadığını anladı: En son, Cumartesi geceleri sık sık uğramayı adet edindiği bir gece kulübüne giderken, tenha ve yarı karanlık bir sokakta yürürken, kafasına sert bir cisimle darbe indirilmiş ve bilincini yitirirken kaldırıma yığılmış olduğunu hatırlıyordu yalnızca, gerisi karanlıktı. "Yığılmış olduğu kaldırımda yatmadığını, kulaklarını kabarttığında ve bakışlarını çevresinde […] Yazının devamı ->

Yazgıların Tableti

Yazgıların Tableti

Bu hikayeler, bir çaresizlik ifadesiyse, aynı zamanda bir amaç arayışını ve bazıları da başka tür kader dolanımlarını ifade etme kaygımdan yazıldı. Hepsinin ortak yanı, Yusuf'un kuyusu kadar derin iç dünyalarına nüfuz etme çabasından ibarettir, bunun için yazıldı. Kötü bir insan olmayabileceğimi anlatmanın bir yolu olarak seçildi bu yazı macerası. Burada kendim neredeyim? Murat Davman mı […] Yazının devamı ->

Ah O Müstehcen Salınış

Kendisi hakkında ne düşündüğünü sorma cesareti bulduğumu hatırlıyorum; dedim ki: "Bu arkadaş sohbetinden hoşnut olup olmadığın, yüzünde değişmeyen şu gülümsemeyle ölçülebilir mi ki?" "Hiç düşünmedim," dedi. "Yalnızken de gülümser misin ve bu daha mı içten olur, mesala," diye sordum bu defa. Sustu ve somurttu. Arkadaşları, közde kebaplar, söğüş kokulu domatesler, söğüş beyaz soğanlar, buzlu cacıklar […] Yazının devamı ->

Cehennemde Bir Şehit

Cehennemde Bir Şehit

El öptüm, sokağa çıktım. Ardımdan kapının kapandığı evde, çocukluğumdaki uzletin ağır mirasından kurtulma imkânını terk ettim. Sonra bir meyhane bulup, oturdum. Gündüz vakti, kimse yoktu ki, iyi giyimli, ılık yüzlü biri içeri girdi. Ayağı, geçmişini zarif ve mütevazı bir armağan olarak taşırcasına aksıyordu. “Benimle için,” diye seslendim, sesimi ona yakıştırıp, abartmadan. Karşıma oturdu, söyleştik. At […] Yazının devamı ->

Öteki Öyküler

Öteki Öyküler

Daha önce "Caddeye Uzak Öyküler" adlı öykü kitabıyla bilinen Diyarbakır'lı öykü yazarı ve gazeteci A. Kadir Konuksever, yeni öykülerinden oluşan kitabı "Öteki Öyküler"le okurun karşısına bir kere daha çıkıyor... 144 sayfa, 1. Basım, 2011 ISBN: 979-605-103-116-3 Fiyatı: 2 TL (ucuz seri) […] Yazının devamı ->

Kösem Sultan

292

Tinoslu Anastasya bir kalyonun ambarında Constantinapolis'e doğru yola çıktığında sıradan bir köleydi. Korkuyordu. Birkaç yıl sonra, Sultan 1. Ahmed'in gözdesi Kösem Sultan olarak nam saldı. Korkutuyordu. Kadınların güzelliklerine göre tasniflendiği bir dünyada kölelikten kurtuluşun zekâya bağlı olduğunu, zekânın ise entrikayla bilendiğini erken keşfetti. İnsanın korkuttukça daha çok korktuğunu deneyerek öğrendi. Onun savaş alanı, ağaları, hadımları, […] Yazının devamı ->

derdim-yeter-sakin-ol-onkapak

“Kör karanlıkta acemi bir yürek konak yerini arıyor. Dağların yaslı sessizliği canhıraş bir çığlıkla yırtılıyor. Bir ırmak bildiği bütün  söylenceleri unutarak yatağını değiştiriyor. “Melek kanatlı mavi çocuk,  bodrum katının küçük penceresinden süzülerek içeri giriyor ve sedirin üstünde  duran hançere ince boynunu uzatıyor. “Göz alıyor hançer...” *** Işıl Özgentürk’ün daha önce ayrı ayrı yayınlanmış olan Derdim […] Yazının devamı ->

Kara Mesih

411213[1]

... Kadim Maya halkının takvimlerine göre, 2012 yılında dünya yanıp yıkılacaktır. 21 Aralık, kıyamet günü olarak gösterilmektedir. O gün, zaman ezeli döngüsünü tamamlamaktadır... Aynı şekilde eski Hint ve Çin takvimleri de 2012 yılını dünyanın ve zamanın sonu olarak gösteriyorlar... 2012 yılında dünya yanıp yıkılacak mı? 21 Aralık günü, kıyamet günü mü olacak? Zamanın sonu gelip, […] Yazının devamı ->

[…] Yazının devamı ->

Mahire Abla

[…] Yazının devamı ->

[…] Yazının devamı ->

Kayıp Şecere

[…] Yazının devamı ->

Masalın Ölümü

[…] Yazının devamı ->