≡ Menu

Sinema

fellini

“Ben iyi bir filmin kusurları olması gerektiğine inanıyorum. Tıpkı hayatta olduğu ve insanlarda görüldüğü gibi. Mükemmellik anlamına gelen bir güzelliğin var olduğuna inanmam mümkün değil. Kendim de her şeyi en baştan biliyor olursam, o filmi çekmekteki bütün hevesimi kaybederim. Film çekmek seyahate çıkmaya benzer ve bir seyahatin en eğlenceli kısmı, yolda keşfettiklerinizdir.” “Yaratıcı insanlar, gerçeklik […] Yazının devamı ->

ozgur kapak

“Özgür Velioğlu, dünya üzerinde kötülük neden var? sorusundan hareketle hem bu kavramı hem de Türk sinemasına yansımasını anlatma çabasına girişiyor. Daha önce yayınlamış olduğu kitabıyla mutluluk kavramını sorgulayan yazar, bu defa kötülüğün çevresinde dolaşarak “Dünya üzerinde zaten hep kötüler kazanır” önermesinin yanlış bir avuntu olduğunu belirtiyor ve içi boşaltılan, özellikle medya yoluyla farklı yönleriyle ortaya […] Yazının devamı ->

iyi-senaryo-kapak

“Senaryo yazmak hem bir sanat, hem de bir zanaattır. Senaristin yalnızca büyük bir sanatçı olmak için değil, senaryo yazma zanaatında harika bir noktaya gelmek için de öğrenip edinmesi gereken bir sürü beceri vardır. Zanaat öğrenilebilir bir şeydir ve senaryo yazma sanatıyla birleştirildiğinde harika bir filmin ortaya çıkmasının zeminini hazırlayabilir. “Dolayısıyla, harika bir senaryo ortaya çıkarmak […] Yazının devamı ->

bunuel-kapak

Tuhaf ve ciddi sinemacı Luis. Adının Türkçe telaffuzu ‘Luiz Bunyuel’. Bir realist, bir sürrealist, bir ateist, bir Hıristiyan, bir Marksist, bir anarşist, bir mistik, bir din karşıtı, bir Freudcu, bir post-Freudcu, bir sadist, bir ahlakçı, bir şair, bir şovmen olduğunu söyleyenler çok... Sinemaya dair görüşleri, halen daha yazılar, kitaplar, röportajlar ve derlemelerde yer almaya devam […] Yazının devamı ->

turk-modeli-kapak-dusuk-coz

Türk modeli neydi? İki kelimeyle: İslami liberalizm. Türk modeli ortaya çıktığında küresel çaptaki iş çevreleri ile uluslararası anaakım medya  bu evliliğe övgüler yağdırmıştı. Küresel sistemin gözünde, İslam’ın yönetilebilmesini sağlayan en iyi koz Türk modeliydi. Ülke içindeki  tüm sermaye grupları ve elit çevreler de Batı’nın gözbebeği haline gelen bu modeli gururla savunuyorlar; modeli (bölge lideri olmaya […] Yazının devamı ->

alt metin kapak

“Benim senaryo yazarlarına tavsiye ettiğim şey şudur: Alt-metni öyle bir şekilde kaleme alın ki, seyirciler gözleriyle gördüklerinden daha fazla şey olup bittiğini anlasınlar. Senaristler yolu işaret ederler. Anlam yüklü sözcükleri seçerler ve açığa çıkan davranışları, seyircilerin sadece bir konuşma ya da diyalogla kavrayabileceklerinden hayli daha fazla bilgi edinebileceği şekilde tarif ederler. “Büyük metinlerin katları vardır. […] Yazının devamı ->

travma anlatilari kapak dusuk coz

Sinem Evren Yüksel’in elinizdeki kitabı Travma Anlatıları: Türk Sinemasında Melodram ve Toplumsal Fantazi, melodramın bir anlamlandırma biçimi olarak nasıl işlediğini, modernlikle ilişkisi bağlamında toplumsal travmalarla nasıl bir ilişki içinde olduğunu ve hangi toplumsal fantazilere seslendiğini araştırıyor. Melodramatik unsurları yoğun olarak kullanan ve belli toplumsal travmaları aile ekseninde sorunsallaştıran üç filmi -Babam ve Oğlum, Gönül Yarası […] Yazının devamı ->

Tecavüzü Seyretmek

tecavuz kapak dusuk coz

Film izlemek yapılabilecek en güzel boş zaman geçirme eylemi olarak karşımızda. Kendimizden, yaşadığımız ândan, bulunduğgumuz "maddi" dünyadan kaçabilmek için en doğru yer/zaman, filmlerle birlikte olduğumuz zamanmış gibi görünüyor. Oysa bu kaçma ve sığınma sürecinde acaba aslında ne kadar uzağa gidebiliyoruz? Hangi "büyük anlatı"larla ve söylemlerle aynı "gemide"yiz? Tecavüz, eril söylemin popüler filmlerde sürekli üretilmesine yarayan […] Yazının devamı ->

dunya kadin kapak dusuk coz

Dünyanın ilk kadın sinema yönetmeni Fransız Alice Guy-Blaché’den Yeni Zelanda’lı Jane Campion’a, Arjantin’li Lucrecia Martel’den Güney Kore’li Park Nam-ok’a, Arabistan’lı Haifaa Al-Mansour’dan Senegal’li Safi Faye’ye ve bizde Yeşim Ustaoğlu’na kadar dünyanın her köşesinden, her ülkesinden kadınların çektikleri filmlerle rengârenk bir sinema dünyası... Ne var ki, kadın yönetmenlerin sinema alanında başarılı bir performans ortaya koymaları, yeteneklerinin […] Yazının devamı ->

mutluluk kapak

Yüzlerdeki gülüşler ile kendini belli eden bir duygu mutluluk. Anlık ya da belli bir zaman için hissedilen, hep peşinde koşulan, yakalandığında her an elden kaçacakmış gibi duran erişilmez hedef. Hüznün ikiz kardeşi, tarifi bulunmayan, hep özlenen, istenen. Bu nedenle de popüler kültür, tüketim toplumu, reklamlar için ulaşılması gereken amaç olarak altı çizilen ve oluşturulmuş sisteme […] Yazının devamı ->

SALAK_KAPAK_YAZILI

Çocukluğumun en güzel saatlerini onun odasında geçirdiğimi hatırlıyorum. Mabedimdi orası benim. Beni en çok çeken, sonradan Cahiers du Cinéma olduklarını öğreneceğim sinema dergileriydi. Bazı akşamlar, belki de her akşam, boyumun zor eriştiği masasında bir bilet görürdüm. Üzerindeki 21.15 yazıyordu. Dayım sinemaya gidiyordu geceleri. Beş yaşındaydım, okuyabiliyordum ve bu bir keşifti benim için. Sonra işte bu […] Yazının devamı ->

490) ileri senaryo yazma teknikleri linda seger

“Elinizdeki kitap, ayrıntılar hakkındadır. Odaklanmış ve özgün bir hikâyesi olup, sayfaları su gibi akan bir senaryo yaratmak hakkındadır. Büyük oyuncuların kendilerini göstermelerine imkân tanıyacak bir senaryo yaratmak hakkındadır. Hikâye, karakter, tema ve üslûp gibi çeşitli öğeleri tutarlı bir bütün halinde birleştirecek bir senaryo yaratmak hakkındadır. Kısacası elinizdeki kitap, seyirciye dokunup onları saran, belki de süreç […] Yazının devamı ->

senaryoda unutulmaz karakterler yaratmak

"Büyük bir hikaye kurmak istiyorsanız, büyük karakterler şarttır. Karakterler işlemiyorsa, hikaye de tema da seyircileri sinema salonlarına ve televizyon ekranlarının başına çekmeye yetmez. Akla gelen bütün iyi filmler, başarılarını kuvvetli ve iyi çizilmiş karakterlere borçludurlar." "Unutulmaz karakterleri yaratmak bir süreçtir. Ben bir senaryo danışmanı olarak, karakterlerin etkili biçimde geliştirilebileceği süreçler ve anlayışlar olduğunu öğrendiğimi söyleyebilirim. […] Yazının devamı ->

dizi yazarligi kapak-2

Dünyada hikâye anlatıcılığı açısından zaman zaman sinemanın önüne geçen, 1990’lı yıllardan bu yana Türkiye’de en çok izlenen program türü haline gelen televizyon dizileri nasıl yazılıyor? Senaryo yazarı olmak isteyen biri nereden başlamalı? Bir senaryo ekibi nasıl çalışır? Senaryo yazarları nerelerden beslenir? Doğru proje nasıl bulunur? İyi bir hikâye nedir? Güçlü karakterler nasıl yaratılır? Olay örgüsü nasıl kurulur? Dramatik yapı nedir? […] Yazının devamı ->

larso von trier kapak yeni

“Ben başka insanlara anlatmak yerine, kendi kendime bir şeyler anlatmayı seviyor, bunu etkili olmanın tek yolu sayıyorum. Demek istediğim, bir film yaparken kafamdaki tek düşünce kendi zevkimdir. O yüzden birbirine benzeyen iki filmimi göremezsiniz.” “Eğer film dünyasında bir yere geldiysem, bunun bir şeyden dolayı değil de daha ziyade bir şeye rağmen olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Sinema […] Yazının devamı ->

ken loach kapak

  “Bizce filmin itici gücü, insandır. İnsanları da bağlamlarından soyutlayamaz. O yüzden, biz karakterlere saygı duyarız. Yaptığımız filmlerin temelinde, tek önemli siyasal sınıf olduğunu düşündüğümüz işçi sınıfı sınıfından insanların hayatları yatar. Ancak, bir filmi mesaj yüklemeden siyasallaştırmanız gerekir. Sinema bir zihinsel süreçtir ve siyaset, bu sürecin ifadesidir. "Önemsiz hayatları beyazperdeyi yansıtırken de hikâyenin kendisi önem […] Yazının devamı ->

479) annemin ogrettigi sarkilar marlon brando

"Bana sağladığı paranın dışında sinema yıldızı olmaktan ayrıca hoşlanıyor muydum? Hiç sanmıyorum. Kendimi başka oyunculardan ayrı bir yere koyuyorum. Onları ve­ya yaptıklarını küçümsediğimden değil, ama sadece aralarında yer almak istemiyorum, o kadar. Zaten sinema yıldızı olacağım diye plan program yapmış, bunu arzulamış ya da yıldızlığa heves etmiş değildim. Kendi kendine oluver­mişti bu. Geçimimi sağlamak istememin […] Yazının devamı ->

Coen Kardeşler

468) coen kardesler

“Bize hep birlikte nasıl film çektiğimizi soruyorlar: Biz filmlerimizi birlikte yazıyor, karakterlerimizi birlikte oluşturuyoruz. Kendimizi haftalarca bir odaya kapatıp senaryoyu A’dan Z’ye kadar birlikte tasarlıyoruz. Mesela, Arizona Junior’u yazmak üç buçuk ayımızı aldı. Seti de aslında yazma işinin bir devamı olarak görüyoruz. İkimiz de her ân setteyizdir, daima çok şeyi birbirimize danışırız. Hislerimizi çok önemseriz. […] Yazının devamı ->

469) ömer kavur

"Evet, mekanla ilgilenirim. Çünkü sinemada zaman ve uzam duygusu yoksa o sinema bence, kolu bacağı kesilmiş bir sinemadır, eksik bir sinemadır. O duyguya sahip olmayan yönetmen de bence, ciddi bir eksikliği olan bir yönetmendir. Yani zaman ve uzam kavramı bence sinemanın vazgeçilmez temel ilkesidir. Yaptığımız iş, görsel bir iştir, görsel bir ifadedir. Görsel bir ifadenin […] Yazının devamı ->

Sinema ve Anarşizm

467) sinema ve anarsizm on kapak

Sakallı bombacılar, kendine düşkün nihilistler, tehlikeli yıkıcılar –halkın imgelemindeki bu anarşist klişeleri sinemada da sık sık yeniden üretilmektedir. Richard Porton ise bu kitapta, Griffith ile René Clair’in erken dönem sinemalarından Godard, Lina Wertmüller, Lizzie Borden ve Ken Loach’ın filmlerine kadar sinemada çizilen anarşizm portrelerini irdeliyor; Hal ve Gidiş Sıfır, Her Şey Yolunda, Aşk ve Anarşi […] Yazının devamı ->

tanikliklar sinemasi kapak dusuk coz

“... Gündelik yaşama dair görünümlerin görsel dil aracılığıyla yeniden üretimi, kurgusal bir algılamanın yanıltıcı sınırlılıklarını bütünüyle aşar. Belgesel sinema, kimi zaman kamuya saklı bir sırlar alanını tüm yönleriyle birlikte gözler önüne serer. Yine bir belgesel film çalışması, doğal yaşamın olduğu kadar, toplumsal yapılanmanın da bütün kesitlerine toplu tanıklıkların gerçekleştirildiği önemli bir araç olarak işlev görür. […] Yazının devamı ->

zeki okten kapak dusuk coz

“Zeki Ökten 1960’lı yılların başından bu yana sinemanın içindedir. Ama öncesinde de sinemayla iç içedir. Çünkü dünyaya geldiği Zeynep Kâmil Hastanesi de, çocukluğunun ve gençliğinin geçtiği Üsküdar-Altunîzade-Haydarpaşa semtleri de Yeşilçam’ın altın yıllarında Türk sinemasının platosu durumundadır. Sürekli film çekilir yaşadıkları çevrede. Arkadaşlarıyla çekimlerini izlediği filmleri, annesiyle her akşam gittiği semt sinemasında izlemektedir. Yaşamının bu kadar […] Yazının devamı ->

Peter Greenaway

456) peter greenaway

“Hayattan bir kesit değildir film, dünyaya açılan bir pencere değildir. Hiçbir şekilde ‘doğal’ ya da ‘gerçek’ bir şeyin kopyası değildir. İyi sanat yapay olmalı ve bir kurgu olarak dikkat toplamalıdır. Yani sinema, düz hikâye anlatmak yerine, içerik ya da hikâyeden uzaklaşarak görüntü, kompozisyon ve çerçevenin yaratılıp yoğrulabileceği bir anlam katma sürecine yoğunlaşmalıdır. Kendimi hâlâ sinemayla uğraşan […] Yazının devamı ->

Alfred Hitchcock

alfred hitchcock

"Hikâye her zaman filmin en önemli kısmıdır, fakat bir filmin en önemli görevi de kamera dilinin tamamen sözcüklerin yerine geçmesidir. Dolayısıyla, belirleyici olan benim hikâyeyi nasıl anlattığım. Bir casus filminde casusun neyi aradığı önemli değildir, nasıl aradığı önemlidir. Ben filmin neyle ilgili olduğunu hiç umursamam. İlgilendiğim şey, seyircide duygu uyandırmak için malzemenin nasıl işlenmesi gerektiği. İzleyiciye çığlık […] Yazının devamı ->

Senaryo Kuramı

452) senaryo kurami

‘‘Sinema dramaturjisi, yaşamın diyalektiğinin anlamlandırılması, yeniden yapılanması ve sinematografa özgü bir yolla dile getirilmesinin bir yöntemidir. Sinema dramaturjisi felsefi bir genelleştirmedir, değişik sanatsal ve estetik kategorileri biraraya getiren bileşendir. Dünyanın ayrı parçaları arasında iç bağlar bulma kabiliyetidir dramaturji. Dünyanın aynı zahireleri arasında doku, yapı, bağlam ve biçimsel benzerlikler bulup, onları birbirleriyle kaynaştırmaktır. ... Film senaryosu ise yaşamın gerçekliğinin senaristin yaratım […] Yazının devamı ->