≡ Menu

Seyahatname

ege kiyilari on kapak

“Yollarda, dağlarda, binlerce yıllık mekânlarda gezinirken, serin sularda yüzerken bir müzik çalar içinizde. Müzik durduğunda bir öykü “fışkırır” eskilerden bir yerlerden. Hiç olmadık yerlerde hiç olmadık bir fotoğraf gelir oturur önünüze… Gezdiklerimizi, gördüklerimizi hayallerimizle sarmaladığımız bir yolculuğa çıkacağız. "Assos’ta, Smyrna’da, Miletos’ta, Knidos’ta binlerce yıllık görkemli yapılara dokunurken, Goethe’nin sesi çınlayacak kulaklarımızda: 'Taşlar seslenin bana, konuşun […] Yazının devamı ->

441) yunan adalari adalar denizine yolculuk

“Gittiğinizde göreceksiniz ki, her adanın kendine özgü doğal güzellikleri, mimarisi, mutfağı ve ‘havası’ var. Eğer bütün ayrıntılarıyla bir adayı görmek, kalabalıklar içinde boğulmak isteiyorsanız ilkbahar ya da sonbahar aylarını seçmelesiniz. Zaten ben bu kitapta, vakti ve bütçesi kısıtlı olanların, çok para ve zaman harcamadan gittikleri adada öncelikle görmeleri gereken yerleri dikkat çekmeye özen gösterdim. “Keşke […] Yazının devamı ->

en uzak bati kapak

“Arap coğrafyacıların Magrip el Aksa dediği, Romalıların ‘Moritenya’ diye adlandırdığı ülke Afrika ile Avrupa arasındaki en uygun geçidi tutmuş. “Buraya her geliş ilk geliş gibi olmuyor kuşkusuz. Ne gördüklerim daha önce gördüğüm gibi kalıyor ne de benim bakan gözlerim o eski gözler. “Dünya değişti, Fas da öyle. Alınıp satılabilecek her şey için sınırlar inceldi. Bir […] Yazının devamı ->

304

"...Yolculuğumuz kısa sürdü. Bir gün kadar kısa. "Bir türlü gelmek bilmeyen bahardaki erguvanların ömrü kadar kısa. "Ayrılırken, 'Nereye gideceksin?' diye sordum. "'Ben hiç gitmem ki,' dedi. "'Hiç gitmedim, gitmek de istemem. Ben hep gidilen oldum. Belki de bu yüzden, yolcuların hepsinden çok bilirim, hepsinden çok görürüm, hepsinden çok anlarım...' "'Hep gidilen olduğum içindir ki, ben […] Yazının devamı ->

262

"Denizler Hanı" Cengiz Han'ın diyarına varmak için yedi ülke aşacak, on iki kez sınır kapılarından geçecektim. İlkini 1999 yılında, ikincisini 2008'de yaptığım yolculukların daha ilk günlerinde peydahlanan ıssızlık hissi peşimi hiç bırakmayacaktı. "Kilometre kare başına sadece bir kişinin düştüğü, dünyanın en az kirletilmiş coğrafyalarından biri olan bu tenha ülkede göçebe hayat yüzlerce yıldan beri hayvanların […] Yazının devamı ->

125

"Birden sorularım aptalca geldi, sorduğuma pişman oldum ve anlatmaya karar verdim. Tam o sırada kuşandığı renkli çulun cep gibi duran kıvrımına sıkıştırdığı yetmişlik arak şişesini gördüm. Etiketinde markası yazıyordu: El Hayat. Ucuz bir markaydı. "Esas hayatın başlıca marifeti, bütün soruların cevaplarından çok, bütün cevapların sorularını beleş dağıtmasıydı. Lakin herkes cevapların peşine düştüğü için sorulara iltifat […] Yazının devamı ->

91

Bu kez durak Nepal. Daha önce, İran Yolculuğu'nu anlattığı Ahşap Fanus ve Pakistan gezisi izlenimlerini kaleme aldığı Mavi Çöl adlı kitaplarını yayımladığımız Özcan Yurdalan, Sagarmatha Eteklerinde adını verdiği bu kitabıyla da batılıların Everest diye bildiği, enini boyunu ölçerek dünyanın en yüksek noktası ilan ettiği dağın eteklerindeki ülkeye; Nepal'e davet ediyor okuru. Yurdalan, o dağın Nepal'deki adının 'Sagarmatha' […] Yazının devamı ->

78

"'Sarı Otobüs' serisinin 2. kitabı olan bu eserin ilk yayınlandığı 2001 yılından sonraki gidişlerim de eklenince, Pakistan seferleri benim için mavi bir çölde yaptığım yolculuklar oldu hep. "Neden derseniz, kitabın içindeki çöllere bir düşün, Karakurum dağlarının karlarından geçin, İndus Vadisi boyunca geceniz gündüze karışsın, Huncerap geçidinden Çin'e, Hayber Geçidi'nden Afganistan'a bir göz atın, belki ondan […] Yazının devamı ->

71

"Lakin, ya semerci bizimle kafa bulmuştu, ya da taksi şoförü acemiydi. Bir türlü İstanbul Kapısı bulunamadı. Gün battıktan sonra aramaktan vazgeçip otele dönerken, şoförle aramızda hararetli bir muhabbet başladı. Bu arada, Tebriz'deki bütün taksiler gibi bunda da Türkiyeli pop şarkıcılarının kasetleri çalıyordu avaz avaz. Konumuz oldukça derin ve hayatiydi. Sadece İran'da değil, dünyanın pek çok […] Yazının devamı ->

namaste

‘‘Lakin, ya semerci bizimle kafa bulmuştu, ya da taksi şoförü acemiydi. Bir türlü İstanbul Kapısı bulunamadı. Gün battıktan sonra aramaktan vazgeçip otele dönerken, şoförle aramızda hararetli bir muhabbet başladı. "Bu arada, Tebriz’deki bütün taksiler gibi bunda da Türkiyeli pop şarkıcılarının kasetleri çalıyordu avaz avaz. Konumuz oldukça derin ve hayatiydi. Sadece İran’da değil, dünyanın pek çok […] Yazının devamı ->

askin huzunlu kentleri

"Moskova'daki son günümüzü Nazım Hikmet'e ayırıyoruz. Kentin en merkezi yerinde Dışişleri Bakanlığı binasının hemen arka tarafında yer alan ünlüler mezarlığı aslında bir doğal park, müze gibi. Kimin nerede yattığını gösteren planı alıp yeşilliklere doğru yürüyoruz. Yazarlar, ressamlar, müzisyenler, balerinler, bilimciler yan yana sonsuz uykularında. Hepsinin mezarları yaptıkları işlere göre şekillenmiş. İşte Şolohov, Bulgakov, Gogol, Potemkin […] Yazının devamı ->

“Moskova’daki son günümüzü Nâzım Hikmet’e ayırıyoruz. Kentin en merkezi yerinde Dışişleri Bakanlığı binasının hemen arka tarafında yer alan ünlüler mezarlığı aslında bir doğal park, müze gibi. Kimin nerede yattığını gösteren planı alıp yeşilliklere doğru yürüyoruz. “Yazarlar, ressamlar, müzisyenler, balerinler, bilimciler yan yana sonsuz uykularında. Hepsinin mezarları, yaptıkları işlere göre şekillenmiş. İşte Şolohov, Bulgakov, Gogol, Potemkin Zırhlısı’nın, Korkunç İvan’ın […] Yazının devamı ->