≡ Menu

Kültürel Çalışmalar

Eleştiriyi Çalmak

elestiriyi-calmak

Eleştiriyi Çalmak, 2008'den bu yana BirGün, Yurt ve Sol gazetelerinde, siyasetten sanata ve popüler kültüre dair yazdığım yazıların ana başlığıydı. Bu başlıktan hiç kurtulamadım. Çünkü hep mücadele ettiğim 1990 sonrası hegemonik atmosferi ve bu atmosfer karşısındaki duruşumu belirleyen bir vazgeçilmezdi. Kavram, öncelikle 1980 sonrası neo-liberal hegemonya içindeki bir ‘kapma’ faaliyetini gösteriyordu. Daha çok kültür endüstrisi […] Yazının devamı ->

erdem kapak yeni

Cinsel kimliklerin siyasal ve toplumsal düzlemde görünür olmadığı, cinselliğin baskılandığı ve yasaklandığı dönemlerde edebiyat göreli bir özgürlük alanı olmuştur. Halit Erdem Oksaçan elinizdeki Hemcinsine Tutkun Bedenler kitabında, cinsiyet rollerini ve cinsel kimlikleri modern dünya edebiyatındaki yansımalarıyla ele alıyor;  hemcins aşkıyla eşcinselliğin açık ya da örtük olarak işlendiği eserlerde aşkın, bedenin, duygulanımın ve hazların dile getirilişini irdeliyor. […] Yazının devamı ->

ali simsek kapak

Kriz varsa eleştiri var! Yunanca’dan Latince’ye uzanan soyağacında kritik, yani eleştiri, aynı zamanda bir sarsıntıya, krize gönderme yapar. Kelimenin etimolojisi ortaktır. Bu kitapta biraraya getirilen yazılar çoğu zaman “Kriztik” başlığıyla yazılan yorumlardan oluşuyor. 1960 sonrası ivmelenen ama kendi meşruluğunu 1990 sonrası gerçekleştiren Contemporary (Çağdaş Sanat) tam bir yıldız şimdi. İzlenimcilikten Dada'ya inceden sızan ve modernizmi […] Yazının devamı ->

Ruhun Bedeni

460) ruhun bedeni selim temo

"Renkler ve kokular, zihin ve şiir, zor anlaşılır bir kripto mizah, öfke ve isyan, kabul kültürü, sabır ilmi ve nice farklı dilin şairlerine açılan iştah ve paylaşım cömertliği. Selim Temo'nun şiiri kadar sürprizli düzyazıları, kendinden memnun özgüvenimizi tuzla buz etti ve bizler, adım adım risk alabilen yürekli okurlara dönüşüp o yazılardaki kendimizi gördük; benzedik 'asırlık […] Yazının devamı ->

parcalanmis kapak (1)

“Burjuva uygarlığında yanlış giden neydi? Burjuva uygarlığı her şeyi yıkıp tahrip eden, her şeyi dönüştüren bir üretim tarzına temellenirken, fiili işleyişi, kurumları, siyasal ve değer sistemleri, (genişleyebilir ve genişleyecek bir kesimi oluşturmakla birlikte) bir azınlık tarafından ve o azınlık için tasarlanıyordu. Meritokratik bir yapısı vardı (bugün de hâlâ aynı yapıdadır), yani ne eşitlikçi ne de […] Yazının devamı ->

453) yeni orta sinif - sinik stratejiler

“1991 sonrası genç üniversiteli bir okur profiline sahip Leman dergisinde üretilen ve kısa sürede medya tarafından yaygınlaştırılan sinik ironi; aynı yıllarda palazlanan ve 2000'li yıllardan itibaren kriz yaşayan yeni orta sınıfa (YOS) ‘kültürel sermaye’ ve ‘mırıldanma’ stratejileri sağlayan en büyük kaynaklardan biriydi. YOS, yani ‘dünyanın en parlak on yılı’nın parlak vitrini, neo-liberal hizmetler sektörüne akın eden neşeli beyaz yakalılardı. […] Yazının devamı ->

443) sultanlar devrinde oglanlar

Parlak delikanlılar için fitne diyen, tüysüz oğlanlarla konuşmayı zina sayan şeyhler; bir delikanlının bakışından etkilenerek şehvetle boşalan din bilgini; şair padişahların şiirlerine konu olan ‘güneş yüzlü melekler’; Fatih Sultan Mehmed ve Bizanslı Notaras’ın yakışıklı oğluyla ilgili iddialar; sevdiği delikanlı uğruna sürgün edilen Osmanlı veziri; Osmanlı Devleti’ne vergi vererek ‘esnaf’ sayılan, fahişelik yapan parlak delikanlılar... Cem […] Yazının devamı ->

Eşkıyalar

Eşkıyalar

Robin Hood, Panço Villa, Salvatore Giuliano, Jesse James, Billy the Kid, İnce Memed, Giuseppe Musolino, Brezilyalı Lampiao, Wu Sung, Panayot Hitov, Salvator Rosa Sandor Rosza, Francisco Sabaté, Bolşevik ‘Kamo’… Bunlar, tarih boyunca bilinen ve baladlarla, şarkılarla, şiirlerle halkın nesilden nesle hikâye ederek naklettiği gerçek ve kurgusal eşkıyaların isimleri. 20. yüzyılın en büyük Marksist tarihçilerinden Eric […] Yazının devamı ->

Kültür ve Direniş

251

"Biz tarihimizin önemli bir kısmında kapalı bir toplum olarak bırakıldık. Biz görünmez insanlarız, görünmez bir halkız. Biz hikâyemizi anlatmakta, anlatımızın bilinmesini sağlamakta pek başarılı olamıyoruz. Bu yüzden bizim asıl ihtiyacımız, örgütlü bir kampanya yürütmek. Henüz harekete geçirilmemiş durumda, oldukça geniş bir Filistinli diaspora topluluğumuz var. Filistin'de, Arap dünyasında henüz devreye sokulmamış pek çok kaynak söz konusu. "Filistinlilerin […] Yazının devamı ->

64

“Orta Çağlar’dan beri, frengi ve veba; on dokuzuncu yüzyılda, tüberküloz; yirminci yüzyılda, kanser; milenyuma yaklaşılırken, AIDS. Anlaşılan toplumların, tarihin her döneminde, ‘kötülük’le özdeşleştirmek istedikleri ve suçu onun ‘kurbanlar’ına yıkacakları bir hastalığa ihtiyaçları mutlaka oluyor. "Beni Metafor Olarak Hastalık adlı kitabımı yazmaya götüren etken de, kanserli hastaların nasıl damgalandığını keşfetmem oldu. Hastalık, hayatın gece karanlığıdır, fakat […] Yazının devamı ->

171

Vajinaya dair enfes bir kültür çalışması olan bu kitapta yazar, ilkin kadın cinselliğini tarihsel, anatomik, antropolojik ve biyolojik açıdan etraflıca inceliyor; tıp metinleri, efsaneler, antik kaynaklar, bilim, romantik edebiyat ve fantezi kaynakları üzerinden vajinanın feminist ve lezbiyen literatüründeki yerine bakıp, aydınlatıcı ve eleştirel gözlemlerde bulunmaya girişiyor. Daha sonra da klitoris sünneti, bekâret kemeri, Freudyen teoriler, […] Yazının devamı ->

134754_s

Orgazmın biyolojisi, antropolojisi, psikolojisi ve teknolojisi hakkında kapsamlı bir çalışma olup, çağlar boyunca orgazm hakkında çıkan bütün literatürü tarayarak kaleme alınmış olan ''Orgazmın Mahrem Tarihi'', aynı zamanda mağaralarda yaşayan atalarımızdan günümüzün Viagra ve ''Sex and the City'' çağına kadar kadın ve erkek orgazmlarının gizli tarihini gözler önüne sermektedir... Fiyatı: 25 TL Türkçesi: Tamer Tosun […] Yazının devamı ->

76

Fluxus neden önemliydi? Wittgenstein felsefesi minimal sanatı açıklamaya yeter mi? Göçebelik yeni dünyanın bir gereği mi? Kentler aynı zamanda bir 'röntgencilik' alanı mı? Kimliklerimiz sanata nasıl yansıyor? Sanat yapıtını anlamak mutlaka zihinsel bir çabayı mı gerektiriyor? Çağdaş sanatın sınırları nerede başlıyor ve kimler onu 'sevebilir'? Sanat felsefesinden görsel ideolojiye geçilen bir dönemde ve her şeyin […] Yazının devamı ->

Sanat ve Devrim

159

''Elinizdeki kitaba bir göz atar atmaz benim neden tam bir yılımı, Rusya dışında hemen hemen hiç kimsenin tanımadığı bir Rus heykeltraşı (resmi kabul gören Sovyet sanatçıları arasından dışlanmış bir Rus heykeltraşı olan Ernst Neizvestny) hakkında kitap yazarak geçirdiğimi sorabilirsiniz. Ayrıca diyebilirsiniz ki, ben bir okur olarak, bir heykeltraşı tek bir eserini görmeden, yalnız fotoğraflara dayanarak […] Yazının devamı ->

300

"İletişim kavramını oyun kavramından bağımsız düşünemeyiz. Her türlü ilişki ağı iletişim olarak adlandırıldığında, oyun da bu ilişkiler ağının her yerinde varlığını gösterir." "İnsanoğlu anlatmanın çeşitli yollarını bulurken, bir yanıyla da unutmanın girdaplarında kaybolur. Dil kapatılmış sınırları olan bir şey olmadığı için her daim eklemeler yaptığımız bir yapboz gibidir; ama aynı zamanda unutuşun, eksilmelerin zorunlu bir […] Yazının devamı ->

Pusudaki Ten

199

Hiçbir yük, kendimize itiraf etmekte zorlandığımız cinsel fanteziler denli ağır değildir. Gerçi bu fantezilerin uluorta telaffuz edilmesiyle kimse düzlüğe çıkmaz; ama suskunluğun saplantıya dönüştüğü noktada, sürekli yutkunmak bir çözüm değil, kaçırılmış fırsatların telafisine yönelik sayrılı bir bekleyiştir sadece. Herkes, biraz da kendisiyle sevişir yatakta; çünkü aldığımızdan çok verdiğimiz zevkle doyuma ulaşırız. Tahrik ettiğine inanmadan tahrik […] Yazının devamı ->

Davetsiz İzleyici

167

Bir şeyi gördüğümüzü söz diliyle doğrulamaya kalkışmak hayli zahmetli ve özünde umutsuz bir çaba olmasına rağmen, susmanın seçenek olmadığında uzlaştığımız sürece bu konuda yapabileceğimiz fazla da bir şey yoktur maalesef. Ne var ki, burada söz konusu olan asıl amaç, doğrulama arzusundan hareketle kolektif duyarlılığa zemin hazırlayacak bir paylaşım için ortak çıkış yolu bulmaktır. Herhangi bir […] Yazının devamı ->

161

''Temel eğitimini sahne yönetmenliği dalında görmüş bir kişinin bunca ısrarlı şekilde resimle hesaplaşması çoğu kimseye tuhaf gelebilir. İlk elde doğru görünen bu kaygı, soruna sahneleme işleminin mantığı açısından bakıldığında yersizdir oysa; çünkü rejisör için anlamdan görüntüye ulaşma çabası, resim yorumunda tersine çevrilmiştir sadece. Çağdaş teknolojinin ulaştığı yetkinlik düzeyi, giderek soyutlaşan göstergeler dünyasında her gün biraz […] Yazının devamı ->

Aydınlıkta Görmek

128

"Aydınlıkta göremeyen birinin geceyi canlandırma arzusu, soyutlama sürecinden nasibini almamış düzmece soyutu örtbas edeceği bir kılıftır. Gece, içini istediğimiz gibi dolduracak şekilde, görünmez hale gelen boşlukların dölyatağı olarak, salt yetersizliği kamufle etmeye odaklanmış saçmalamaya kendiliğinden meşruiyet sağlar. Bundan ötürü geceyle flört eden görüntünün, temsilini başkasının tahayyül gücüne havale ederek aradan çekilmek daima cazip gelir insana. […] Yazının devamı ->

Cam Odada Oturmak

151735

Yazarlık diğer insanlardan farklı olmaktır. Bu fark kendisini yazarın kaydeden ve hatırlayan insan olmasında gösterir. Ama yazarlık, aynı zamanda hatırlatan insan olmayı da içerir. Bugünün dünyası görsel bir kültüre dayanıyor. Görselliğin bu hâkimiyetine karşın, görmek değil öne çıkan, sadece bakmak. Cam Odada Oturmak onu yapıyor: Baktığımız, yanımızdan geçen, bize sürtünen ama görmediğimiz şeyleri gösteriyor bize; […] Yazının devamı ->

Avrupa İnsanı

115

"Hepimiz, artık kalıcı bir bunalım yaşayan Avrupa karşısında, azimle ve hep birlikte, sökmesi beklenen şafaklar ardına gizlenmiş taze fikirler aramaktayız. Fransa'da referandumun kabul edilmemesiyle kıtamız ilerleyişini durdurdu. Avrupa tereddüt ediyor, dünyayı değiştirmeye çalışacağı yerde onu gözlemekle yetiniyor. Avrupa, aşk ile düş kırıklığı, kayıtsızlık ile heyecan arasında gidip gelen yüzyıla çok benziyor. Hem her şeyi hemen […] Yazının devamı ->