≡ Menu

Biyografi/Anı

sontag on kapak

“Hayatım benim başkentim, hayal gücümün başkenti...” “Bir kusurum, aşkın her şeyi içermesini -ve dışlamasını- istemek.” “Sanatta -ve hayatta- beni en çok duygulandıran, asillik...” “Dünyayı ‘kültür’ ve bilgiyle doldurma yönündeki kadim saplantım...” “Kötü çocukluk geçiren herkes öfkelidir. Ben de annemin yapay solunum cihazıydım.” “Aşk hastalığı, bir humma. Kişi aşka ‘düşer’. Ancak insan bu hastalığa yakalanacaksa, sık […] Yazının devamı ->

devrimcinin anilari kapak

“Bir dağ yamacındaki küçük otelime dönünce, toplantının üzerimde bıraktığı izlenimlerin, kafama üşüşen yepyeni düşüncelerin etkisiyle gözüme uyku girmedi. Her ân biraz daha artan bir sevgiyle bağlandığımı duyumsuyordum emekçi yığınlarına; ve o gece verdim kararımı; tüm yaşamımı emekçi yığınlarının kurtuluşuna adayacağıma ant içtim. Onlar savaşıyorlardı ve biz bilgimizle, gücümüzle onlara gerekliydik. Ve ben artık hep onların yanında […] Yazının devamı ->

sontag gunlukler kapak

Susan Sontag'ın üç cilt halinde toplanan günlükleri ve defterlerinin 1947-1963 yılları arasındaki ilk bölümünü oluşturan bu kitap, kuluçka dönemindeki büyük bir zihinden sürekli şaşırtıcı kesitler aktarmaktadır. Birinci cilt, Sontag'ın lise-üniversite yıllarındaki ve lisansüstü öğrencisiyken yazdığı ilk günlükleriyle kurgu yazma girişimleriyle başlar ve New York City'nin sanatsal ve entelektüel hayatına katılıp, yakından gözlemlerde bulunur hale geldiği […] Yazının devamı ->

Susan Sontag’ın Günlükleri’nin 1. Cildi Çıktı!

25 Aralık 1947 "Aklımı yitirmeme az kaldı. Bazen – düşünüyorum da – (bu sözcükleri nasıl da kasten yazıyorum) – bugün Noel olduğunu nasıl kesinlikle biliyorsam umutsuz ve sınırsız bir uçurumun kıyısında sendelediğimi de aynı biçimde duyumsadığım belli uçucu ânlar var (ah, öyle çabuk geçiyorlar ki) – "Soruyorum, nedir beni düzensizliğe sürükleyen? Kendime nasıl teşhis koyabilirim? […] Yazının devamı ->

228

"68 Mayıs'ı Paris baharında doğaçlama ve başarısız, ama kansız ve güleryüzlü bir devrim denemesiydi." Paris'te patlak veren ve dalga dalga bütün dünyaya yayılan '68'in o çalkantılı günlerinde Paris'te bulunan Hıfzı Topuz, bu kitabında kendi yaşadıkları ve gözlemlerinden de yola çıkarak bir '68' panoraması sunuyor okura; Meksika'dan Vietnam'a, ABD'den Çekoslavakya'ya, İtalya'dan Türkiye'ye sarsıntıları yeryüzünün her tarafında […] Yazının devamı ->

Anarşist Portreler

368

Dünyanın bambaşka noktalarından aynı yere varmak için yola çıkmışlardı. Yaşadıkları zaman dilimleri yakın olsa da, hayatları, isimleri ve yüzleri farklıydı. Yine de onları birleştiren bir hedefin peşindeydiler, devrimin. Anarşist portreler, devrimcilerin yolculuklarını detaylarıyla ele alırken, farklı kıtalardan anarşistlerin teorik ve eylemsel geçmişleriyle bizi tanıştırıyor. 2006 yılında hayatını kaybeden ünlü anarşist tarihçi Paul Avrich'in çalışması, kurumların […] Yazının devamı ->

245

"Asmalımescit Sokağı'ndan Kallavi Sokağı, Postacılar Sokağı ve oradan Gümüşsuyu'ndaki Bol Ahenk Sokağı'na, seksen yıldır Beyoğlu'nda yaşıyorum. Dolayısıyla ben Beyoğlu'na başkaları gibi, Galata Köprüsü'nün öte tarafından gelen ve Beyoğlu'nda bir küçük Paris'i, bir küçük Avrupa'yı, cep boyu bir Batı'yı bulan, bunda doğal özlemlerini gideren birinin gözüyle bakamam. Benim alternatif Beyoğlum, kesinlikle bir atraksiyon ya da bir […] Yazının devamı ->

230

"Annem Susan Sontag yaşadığı gibi öldü. Onca ıstırap çektikten sonra bile -ki çok ıstırap çekti- ölümle asla uzlaşmadı. "Annem hayatı seven bir kadındı ve gerek hayat deneyimine duyduğu iştah, gerekse bir yazar olarak başaracaklarına bağladığı umutlar, bedeni yaşlandıkça artmıştı. Onun, bu dünyada var olma biçimini betimlemek için tek bir sözcük seçmek zorunda kalsaydım eğer, bu […] Yazının devamı ->

Sevgiliye Mektuplar

111

"Dyodyuşka, altın kalplim, en sevgili! Bana gönül alıcı, güzel mektuplar yaz, biraz alçakgönüllü ol, inayet et de arada beni sevdiğini söyleyiver. Kendini küçültmekten korkma. Sen bana, bugün benim sana verdiğimden üç kuruşluk daha çok sevgi vermişsin, eee, n'olmuş yani? Benden karşılık görmezsin korkusuyla duygularını açıklamaktan çekinme, utanma -kuşkusuz, duyguların varsa eğer. Yoksa, zaten zorla çekip […] Yazının devamı ->

369

"Erden Kıral 1970'li yıllarda Türkiye sinemasını hem biçim hem içerik yönünden yenileyen, siyasallaştıran, tamamen ticari bir boyunduruk altında kalmaktan kurtaran, yapımcı/yapımevi merkezli ve star odaklı Yeşilçam'ın yanı sıra, yaratıcı yönetmen/auteur sineması anlayışını getiren kuşağın hala dinamik biçimde çalışan ve üreten tek temsilcisi. "Daha çok Yılmaz Güney'le özdeşleştirilen bir kuşağın ondan kişisel olarak belki de en […] Yazının devamı ->

275

"Aslında yalnızca bir tek hayat değil, birçok hayat yaşadım, hayat kesitlerim birbirinden o kadar ayrıydı. Kolay bir hayatım olmadı. İsveç'lilerin deyimiyle 'gül bahçesinde' değildim. Yaşamadığım bir şey kalmadı: başarılar, korkunç derecede çok çalışma, takdir, kitlelerce sevilme, izlenmeler, nefret, cezaevleri, başarısızlıklar ve temel düşüncemde (kadın sorunu ve evlilik sorunu üzerine) yeterli anlayışı görememem, yoldaşlarla acı farklılıklar, […] Yazının devamı ->

225

Çektiği ve çektirdiği fotoğrafları, ünlü fotoğrafçı Edward Weston’la fırtınalı ilişkisi, Meksika’da Diego Rivera ve Frida Kahlo dahil olmak üzere dönemin sanatçı ve komünistleriyle iç içe süren ve daha sonra komünist partideki faaliyetleriyle ağırlıkla siyasal bir serüven olarak devam eden hayatıyla Tina Modotti, 20. yüzyılın en parlak kadınlarından birisi olarak tarihteki yerini almıştır. Margaret Hooks’un yoğun […] Yazının devamı ->

288

"Tamara'ya, eğer kabul ederse, kendi güvenliğine yönelik ciddi riskleri de barındıran gizli bir görev verilecekti. En gizli koşullarda yürütülmesi gereken bu görev büyük ihtimalle Latin Amerika'da bir yerde olacaktı. Tamara kendisine yaptığımız teklifi, yaşaran gözleriyle, "Latin Amerika'nın kurtuluşu uğruna verilen mücadelelere doğrudan hayalimi gerçekleştirmesine imkân tanıyacağımı umarım," diyerek kabul etti. Bu görevin gerekirse gerilla mücadelesini […] Yazının devamı ->

Ulrike Meinhof

301

Şair Erich Fried'e göre Ulrike Meinhof, "Rosa Luxemburg'tan sonra Almanya'nın yetiştirdiği en büyük kadındı". Alman gazeteci Jutta Ditfurth'un altı yıllık yoğun çalışması ve araştırmaları sonucu hazırladığı bu Ulrike Meinhof biyografisi, bütün dünyanın devrim ateşiyle yanıp tutuştuğu o 1960'lı, 1970'li yıllarda Alman toplumunu derinden sarsan Kızıl Ordu (RAF) örgütünün, Andreas Baader'le birlikte en önemli isminin hayatını […] Yazının devamı ->

Che’li Anılar

234

"Fidel, Şu anda aklıma çok şey geliyor. Seninle Meksika'da Kübalı devrimcinin evinde tanışmam, bana sizinle gelmemi teklif etmen, Sierra Maestra'da yaşadığımız tehlikeli anlar. Zafer yolunda çok sayıda yoldaşımızı kaybedişimiz. ... Bugün artık daha olgun olduğumuz için bize bir sürü şey daha az dramatik geliyor. Oysa olaylar kendini tekrarlıyor. Ben de kendimi Küba Devrimi'ne bağlayan görevimi […] Yazının devamı ->

İlk Yıllarım

210

Son yıllarda ABD yönetimi başta olmak üzere, küresel kapitalist çevrelerin ‘öldü ölecek’ yaygarasının karşısında dimdik ayakta durmayı sürdüren efsanevi Küba lideri Fidel Castro, çocukluk ve gençlik yıllarını "İlk Yıllarım" adını verdiği kitabında anlatıyor. Taşralı bir toprak sahibinin oğlu olarak başlayan bir hayatın, tüm dünyayı etkileyen bir devrimin önderliğine nasıl uzandığını bizzat Castro’dan öğrenmek isteyenler için […] Yazının devamı ->

Leonardo da Vinci

57

Dünyaca ünlü ressam, heykeltıraş ve bilim adamı LEONARDO DA VINCI, çağlar boyunca dünyanın gündeminden hiç düşmeyen en büyük sanatçı ve kişiliktir. Peki, tarihe damgasını vuran bu kahramanın gerçek sırları nelerdir? Nasıl oluyor da, günümüze kadar çok azı gelebilen sanat yapıtları ve karanlıkta kalan kişiliğiyle zamana böyle kafa tutabilmektedir? İtalya tarihi ve sanatı uzmanı SERGE BRAMLY, […] Yazının devamı ->

169

"Ablam Edith... Babamız birdi, kötü adam da değildi ama sık sık ve esaslı dayak atardı. Sonra büyüdük, sokaklara çıktık, ara sokaklarda, kaldırımlarda hem sürttük hem şarkı söyledik, Edith daha Edith Piaf değildi, hayatı ve erkekleri bir arada tanıdık, o daha yirmisine gelmeden, 'Aşk ılındı mı ya ısıtmak gerekir ya da vazgeçmek' anlayışını kaptı, ama mesleğinde […] Yazının devamı ->

252

"Bizde partiler ne kadar aksini ileri sürseler de, demokratik kuruluşlar olmaktan uzaklaşmışlardır. Parlamenterler, ülkenin ve dünyanın önemli sorunlarına vakit ayıramaz durumdalar. Bir diğer partisel özelliğimiz de, genel başkanların genellikle kaydı hayat hayat şartı ile seçilmeleridir. Bu sebeple, giderek parti içi iktidar bireyselleşmektedir. "Bizim partilerin yapısı şöyle: Bir genel başkan vardır, diğer yüksek kurullarda bulunan kişiler, […] Yazının devamı ->

Robert Capa

capa

Robert Capa, asıl adıyla Andre Friedmann, 20. yüzyılın en ünlü fotoğrafçıları ve fotoğrafçı-gazetecilerinden biri. Aklı ve gönlü Cumhuriyet in kazanmasından yana olarak katıldığı İspanya İç Savaşı nda çektiği "Vurulup Düşen Asker" fotoğrafıyla bütün dünyada ün kazanan, Almanya dan Kuzey Afrika ya, ABD den Çin e dünyanın neresinde çatışmalar, kitle eylemleri ve savaşlar varsa serüvenci ruhuyla […] Yazının devamı ->

[…] Yazının devamı ->

Çocuklar Koğuşu

[…] Yazının devamı ->