≡ Menu

ARUNDHATI ROY: “Gandhi Kast Sistemine Karşı Değildi.”

Sheikha Bodour Al Qasimi’nin Sharjah Expo Centre’da Agora Kitaplığı yazarlarından Arundhati Roy ile yaptığı konuşmaları aktardığı röportajını Sarphan Uzunoğlu çevirisiyle, muhabirin bazı gözlemlerini atarak yayınlıyoruz:

Arundhati Roy’a Maocu gerillaları ziyaret ettiği iki ayı hatırlatıyorum. Adivasileri ziyaret ettiği için vatan haini ilan edildiği dönemi. O, bir çeşit aktivist olduğu tespitini reddediyor.
“Aktivistin ne demek olduğunu dahi bilmiyorum” diyor. “İnsanlar neden ortada yürüyüş yapmışım, elimde pankart taşırmışım gibi bana aktivist diyor bilmiyorum. Yazıyorum çünkü duyulabileceğim bir alan var ve yaptığım şey bu. Toplumum ve meseleleri hakkında yazıyorum.”

Roy Asurlu Hristiyan bir annenin ve Bengalli bir Hindu’nun kızı. Annesi babasından ayrıldıktan sonra ailesini Aymanam’a taşmış. Bu bir tecrübeymiş. Küçük Şeylerin Tanrısı’nı yazma sürecinde çok etkili olmuş.

“Bir Asurlu Hristiyan komünite içinde, dışarıdan biri olarka büyüdüm” diye hatırlatıyor. İnsanlar “neden babana dönmüyorsun” diye sorabilir. Kast sistemi vardı, her şey çok sertti. Bu kim olduğunu anlamak için verdiğin bir savaştı.

Kast sistemi Roy’un kalbine dokunan bir sistem. Ama bu ulusal algıyı değiştirmek için ne yapılmalı?

“Toplumun değişen algıları ile ilgili tartışma Bhimrao Ramajhi Ambedkar ve Gandhi arasında başladı. Anayasa kastın kurumsallaşmasını güvence altına alan şey oldu. İnsanlar Gandhi’nin kast sistemine karşı olduğunu düşünmeyi seviyorlar ama bu bir yalan. Gandhi’nin kendisi kast sistemine inanırdı. Dokunulmazların dokunulmaz kalmasına ve Brahminlerin toplumun ruhsal ihtiyaçlarını karşılamasına – yani her kastın olduğu yerde kalmasını ve bizim onlara saygı duymamızı.”

“Hindistan’da ona dair ve tarihine dair ciddi bir entelektüel yalancılık var. O çok etkileyici bir figür; ama onun hakkında soru soramıyor onun hakkında konuşamıyoruz – bu yanlış.”

Roy’u endişelendiren bir başka konu ise küreselleşme karşıtlığı ile ilgili, zaten bu konuyla ilgili genişçe yazmıştı. Chomsky, Klein ve Zinn gibi isimlerin yanında kendi yapıtlarının kolektif bir biçimde küresel makinenin cephanesinde delik açıyor olduğunu düşünüyor mu?

“Bunu söylemek zor” diyor. “Makinede bir delik var, ama bunun bizim çalışmamız nedeniyle olup olmadığını bilmiyorum. Makine çok ciddi bir eşitsizlik, devasa bir şiddet yaratıyor ve bir geri dönüşü olmalı. Bundan nasıl kendime pay çıkarabilirim. Bilmiyorum.”

Küçük Şeylerin Tanrısı’nı henüz bir başka kitap izlemedi, ama 14 yıl sonra, yeni bir tanenin yolda olduğunu söylüyor. Kimi detaylar sızdırmak isteyenlerin sorularını sinsi bir gülümsemeyle karşılıyor.

“Bir roman yazıyorum ama bitirdiğimde size olduğu kadar bana da sürpriz olacak.”