≡ Menu
466) islam devletinin yukselisi
tanikliklar sinemasi kapak dusuk coz
zeki okten kapak dusuk coz
books_cihatduman_final
hobsbawm cumhuriyet kitap ali bulunmaz

Eric Hobsbawm, bugüne kadar hiç de azımsanmayacak derecede atıf almış bir tarihçi. Ölümüne dek araştırmayı sürdürmüş ve “eski” konular üzerine yeni bir şeyler söylemeye uğraşmış bir isim. Kısa Yirminci Yüzyıl kitabını okuyup pek çok şeyin başına “Kısa” sözcüğünü getirme alışkanlığını da ona borçluyuz. Yazar, Kısa Yirminci Yüzyıl’ın hemen girişinde on dokuzuncu yüzyılın sonundan itibaren kitlelerin […] Yazının devamı ->

altin kelebegin gecesi erdem oksacan

Tarık Ali’nin ‘İslâmiyet Beşlisi’ roman dizisi, Agora Kitaplığı’nca yayımlanan Altın Kelebeğin Gecesi ile tamamlandı. Yirmi yılı aşkın sürede yazılan ‘İslâmiyet Beşlisi’, yirmiye yakın dile çevrilerek, farklı coğrafyalarda okurun ilgi ve beğenisi topladı. Altın Kelebeğin Gecesi ile birlikte, Selahaddin’in Kitabı, Taş Kadın, Nar Ağacının Gölgesi ve Palermo’da Bir Sultan romanlarından oluşan ‘İslâmiyet Beşlisi’ roman dizisi, 2010 […] Yazının devamı ->

selim temo

- Vivet Kanetti Agora Kitaplığı’ndan taze çıkmış Ruhun Bedeni nadir bir kitap ve Selim Temo “yuvasına oturmayan çekmecelerin huzursuzluğu”nu (ki o çekmeceler hepimiziz galiba!), birilerindeki (ki o birileri hepimiz değiliz, o kesin) “her taze meyveyi mezarlığa götürme telaşı”nı ve sonra “geniş bir avluya çıkar gibi raylara biriken kadınlar, çocuklar, yaşlılar”ı özel bir sözcükler kümesiyle anlatan, […] Yazının devamı ->

466) islam devletinin yukselisi

IŞİD’e geçmeden neyi hallediyorlarmış, onu anlayalım.  Patrick Cockburn’un yeni kitabının (İslam Devleti'nün Yükselişi - IŞİD ve Yeni Sünni Ayaklanması) yalancısıyım. Ebu Garip’in müzeye çevrilmesine bulaşmış bir Iraklının, şaşkınlıkla Cockburn’a ettiği bir laftan benim anladığım o: “200 TL’ye hallederiz, abi!” Adamın aslında söylediği ve şaşırdığı şey, “Saddam devrildikten 10 yıl sonra, hala Bağdat’ta istediğin kişiyi 100 dolara […] Yazının devamı ->

466) islam devletinin yukselisi

“Ben bu kitabı, ilk başta kuzey Suriye ve Irak’ta El-Kaide’ye benzer cihad hareketlerinin gücünün ne kadar büyüdüğünü ortaya koymak ve bence bu gelişmenin öneminin Batılı siyasetçiler, medya mensupları ve kamuoyu tarafından büyük ölçüde görülemeyeceğine dikkat çekmek amacıyla tasarlamıştım. Özel olarak da IŞİD’in hızlı yükselişinin izlerini sürmek, Suriye’de silahlı muhalefetin artık cihatçı hareketlerin egemenliğinde olduğunu vurgulamak […] Yazının devamı ->

parcalanmis zamanlar semih gumus radikal kitap

Sanırım kültür tartışmasını da yeterince yapamıyoruz. Geçen yüzyılımıza dalıp şimdiki toplumun nasıl bir kültür içinden çıktığına ilişkin toplumbilimsel araştırmalar var, onlara dönüp bakabiliriz ama gene de sözgelimi günlük yaşam kültürüne ilişkin nitelikli çözümlemeler pek az. Kültür tarihi asıl olarak saray tarihçiliği çevresinde dönerken sıradan insanların hayatına sokulmakta pek istekli olmadı. Cumhuriyet döneminin gönüllü ya da […] Yazının devamı ->

tanikliklar sinemasi kapak dusuk coz

“... Gündelik yaşama dair görünümlerin görsel dil aracılığıyla yeniden üretimi, kurgusal bir algılamanın yanıltıcı sınırlılıklarını bütünüyle aşar. Belgesel sinema, kimi zaman kamuya saklı bir sırlar alanını tüm yönleriyle birlikte gözler önüne serer. Yine bir belgesel film çalışması, doğal yaşamın olduğu kadar, toplumsal yapılanmanın da bütün kesitlerine toplu tanıklıkların gerçekleştirildiği önemli bir araç olarak işlev görür. […] Yazının devamı ->

zeki okten kapak dusuk coz

“Zeki Ökten 1960’lı yılların başından bu yana sinemanın içindedir. Ama öncesinde de sinemayla iç içedir. Çünkü dünyaya geldiği Zeynep Kâmil Hastanesi de, çocukluğunun ve gençliğinin geçtiği Üsküdar-Altunîzade-Haydarpaşa semtleri de Yeşilçam’ın altın yıllarında Türk sinemasının platosu durumundadır. Sürekli film çekilir yaşadıkları çevrede. Arkadaşlarıyla çekimlerini izlediği filmleri, annesiyle her akşam gittiği semt sinemasında izlemektedir. Yaşamının bu kadar […] Yazının devamı ->

books_cihatduman_final

"Kitabın Roboskî'yle ilgili bir şiirle başlayıp Gezi Parkı konulu bir şiirle bitmesi kitabın yazılma dönemi hakkında ipucu veriyor. Bir Fil Müddeti Cihat Duman’ın 2011 ile 2014 yılları arasında yazdığı şiirlerden oluşan son kitabı. Kitabın ilk bölümü dizeli şiirlerden ikinci bölümü düzyazı şiirlerden oluşuyor. İlk iki kitabıyla kendine özgü bir oluşturan Duman, son kitabında bu dilin […] Yazının devamı ->

books_cihatduman_final

"Cihat Duman 2005 yılından beri yazıyor. Bu zamana kadar; şiir, deneme, öykü, roman parçası, film yorumu, e-posta, tweet, sms türlerinde eserler verdi. Bu çağa ait olan her birimiz gibi ‘metin’ olan her şeyle sapasağlam bir ilişkisi var onun, ama içinde bir miktar da görsel olması şartıyla. Şair, çay sohbetlerinde yapılan o konuşma dili üzerinden şiirini sürdürürken […] Yazının devamı ->

books_cihatduman_final

Çelişkili muhteşemin fotoğrafını yapmak kolaydır. Fakat bunu anlatmak, dilin farklı bir mecrasına çekmek zordur. Cihat Duman’ın serüveni bu çabayla başladı. Ya da Pişman Değilim ilk yayınlandığında şiir kamusu çok şaşırmadı fakat umutla baktılar Duman’ın şiirine. Kızkardeşleşmek ise ilk kitabın açtığı cepheyi biraz daha genişletti. Kitabın içine girebilmek için Murat Üstbal’ın söylediklerine kulak verelim: “Duman şiiri […] Yazının devamı ->

457) william faulknerla konusmalar

Faulkner’ın yaratım sürecini başından sonuna izleyip anladıktan sonra, büyük yapıtların doğumunun, tümü açıklanamayacak pek çok nedene bağlı olmanın yanında, zorlu bir çalışmanın içinde oluştuğu daha iyi anlaşılıyor. Dünyayla kurduğu sınırlı ilişkinin yanında, yaşadığı Güney ile bütünleşmiş kişiliği, Faulkner’ı hep en iyi tanıdıklarını yazmaya yöneltmiş. Güney, kısıtlılık demekti, içine kapanmak, birbirini yemek, yokluk içinden yeni bir […] Yazının devamı ->

460) ruhun bedeni selim temo

"Renkler ve kokular, zihin ve şiir, zor anlaşılır bir kripto mizah, öfke ve isyan, kabul kültürü, sabır ilmi ve nice farklı dilin şairlerine açılan iştah ve paylaşım cömertliği. Selim Temo'nun şiiri kadar sürprizli düzyazıları, kendinden memnun özgüvenimizi tuzla buz etti ve bizler, adım adım risk alabilen yürekli okurlara dönüşüp o yazılardaki kendimizi gördük; benzedik 'asırlık […] Yazının devamı ->

parcalanmis kapak (1)

“Burjuva uygarlığında yanlış giden neydi? Burjuva uygarlığı her şeyi yıkıp tahrip eden, her şeyi dönüştüren bir üretim tarzına temellenirken, fiili işleyişi, kurumları, siyasal ve değer sistemleri, (genişleyebilir ve genişleyecek bir kesimi oluşturmakla birlikte) bir azınlık tarafından ve o azınlık için tasarlanıyordu. Meritokratik bir yapısı vardı (bugün de hâlâ aynı yapıdadır), yani ne eşitlikçi ne de […] Yazının devamı ->

altin kelebegin gecesi

Bu romanda anlatıcı bir sabah kendisine onur borcunu hatırlatan bir telefonla uyanır. Borcu hatırlatan kişi, Platon diye bilinen Muhammed Eflatun, çabuk parlayan fakat yetenekli bir ressamdır ve “insan vakarının ayaklar altında çiğnendiği” bir Memleket’te yaşamaktadır. Hep sahne ışıklarının gerisinde durmayı tercih etmiş olan ressam artık kendi hayat hikâyesini yazdırma arzusundadır. Hikâye ilerledikçe Platon’un Londra’daki dostu, […] Yazının devamı ->

456) peter greenaway

“Hayattan bir kesit değildir film, dünyaya açılan bir pencere değildir. Hiçbir şekilde ‘doğal’ ya da ‘gerçek’ bir şeyin kopyası değildir. İyi sanat yapay olmalı ve bir kurgu olarak dikkat toplamalıdır. Yani sinema, düz hikâye anlatmak yerine, içerik ya da hikâyeden uzaklaşarak görüntü, kompozisyon ve çerçevenin yaratılıp yoğrulabileceği bir anlam katma sürecine yoğunlaşmalıdır. Kendimi hâlâ sinemayla uğraşan […] Yazının devamı ->

457) william faulknerla konusmalar

“Yazarı yazar yapan, biraz viski, biraz tütün ve kâğıttır. Zira yazmak tamamen insanın içinden gelir, ya da hiç gelmez. Söyleyecek sözünüz olduğu sürece yazabilirsiniz. İnsanı yazacaksınız ve bunun için insanları tanımalısınız. Yazmanızı beslemek için de -bir marangozun zanaatını gözlem yaparak öğrenmesi gibi- klasikleri, ucuz romanları, iyi kötü elinize geçirdiğiniz her şeyi okuyun ve okuduklarınızın nasıl […] Yazının devamı ->

453) yeni orta sinif - sinik stratejiler

Volkan Alıcı, www.arkakapak.com Önce, kısaca orta sınıf ve yeni orta sınıf tanımı yapalım isterseniz, söyleşimize buradan devam edelim. Kavram kullanım kolaylıklarına sahip. Aslında “ortada” olan demek. Neyin ortası peki. Burjuvazi (aristokrasi) ve işçi sınıfının ortasına denk geliyor. Platon’dan bu yana erdem ve ahlak bir “orta” hali ve “ılımlılık” olarak okunur. Yani aşırıya kaçmamak anlamında. Orta […] Yazının devamı ->

sosyalizm ve savas

"Sosyalistler uluslar arasındaki savaşı her zaman barbarlık ve gaddarlık olarak görüp lanetlemişlerdir. Fakat bizim savaşa karşı tutumumuz burjuva pasifistler ve anarşistlerin tutumundan temelde farklıdır." "Biz savaşların ülke içindeki sınıf mücadelesiyle kaçınılmaz bağa sahip olduğunu görüyoruz; sınıflar kaldırılıp sosyalizm kurulmadığı müddetçe savaşın yok edilemeyeceğini biliyoruz. Keza biz iç savaşları, yani ezilen sınıfın ezen sınıfa karşı, kölelerin […] Yazının devamı ->

alfred hitchcock

"Hikâye her zaman filmin en önemli kısmıdır, fakat bir filmin en önemli görevi de kamera dilinin tamamen sözcüklerin yerine geçmesidir. Dolayısıyla, belirleyici olan benim hikâyeyi nasıl anlattığım. Bir casus filminde casusun neyi aradığı önemli değildir, nasıl aradığı önemlidir. Ben filmin neyle ilgili olduğunu hiç umursamam. İlgilendiğim şey, seyircide duygu uyandırmak için malzemenin nasıl işlenmesi gerektiği. İzleyiciye çığlık […] Yazının devamı ->

450) gezinin ufkundan sukru argin

Gezi'nın birinci yılını doldurduğu günlerdeyiz. Bu bir yıl, bir yandan hareketin iniş ve çıkışlarının olduğu bir dalgalanmalar silsilesine tanıklık ederken bir yandan da isyanı anlamaya ve/veya açıklamaya yönelik çok sayıda tartışmaya zemin sağladı; dolayısıyla bu tartışmaları barındıran çok sayıda metni, kitabı okuma fırsatımız oldu. Özellikle ilk üretimlerin büyük bir kısmı yaşanan Olay’ı çok hızlı bir […] Yazının devamı ->

453) yeni orta sinif - sinik stratejiler

“1991 sonrası genç üniversiteli bir okur profiline sahip Leman dergisinde üretilen ve kısa sürede medya tarafından yaygınlaştırılan sinik ironi; aynı yıllarda palazlanan ve 2000'li yıllardan itibaren kriz yaşayan yeni orta sınıfa (YOS) ‘kültürel sermaye’ ve ‘mırıldanma’ stratejileri sağlayan en büyük kaynaklardan biriydi. YOS, yani ‘dünyanın en parlak on yılı’nın parlak vitrini, neo-liberal hizmetler sektörüne akın eden neşeli beyaz yakalılardı. […] Yazının devamı ->

452) senaryo kurami

‘‘Sinema dramaturjisi, yaşamın diyalektiğinin anlamlandırılması, yeniden yapılanması ve sinematografa özgü bir yolla dile getirilmesinin bir yöntemidir. Sinema dramaturjisi felsefi bir genelleştirmedir, değişik sanatsal ve estetik kategorileri biraraya getiren bileşendir. Dünyanın ayrı parçaları arasında iç bağlar bulma kabiliyetidir dramaturji. Dünyanın aynı zahireleri arasında doku, yapı, bağlam ve biçimsel benzerlikler bulup, onları birbirleriyle kaynaştırmaktır. ... Film senaryosu ise yaşamın gerçekliğinin senaristin yaratım […] Yazının devamı ->

pudovkin film cekme sanati

Vsevolod Pudovkin 1920’lerde sessiz sinemanın ‘altın çağı’nda Sovyet film yönetmenlerinin klasik üçlüsünden biriydi. Batı’da onun ismi, çağının sinemasında en büyük yenilikçilerden biri olarak Sergey Eisenstein ile Dziga Vertov’un isimleriyle birlikte anılıyordu. Pudovkin ayrıca, yazıları İngilizce’ye çevrilen ilk Sovyet yönetmeniydi; ‘montaj’ fikrinin öncülerinden Kuleşov’un öğrencisi olarak, film çekme sanatının her aşamasıyla ilgili kapsamlı, teorik yazılar kaleme […] Yazının devamı ->

451) bolsevikler iktidari ellerinde tutabilecekler mi

“Bolşevikler bütün devlet iktidarını tek başlarına ele geçirmeye cüret edecekler mi? Ben bir siyasal partinin -özelde de ilerici sınıfın partisinin- fırsat geldiğinde iktidarı almayı reddetmesi halinde var olma hakkını kaybedeceği, parti adını taşımaya layık olmayacağı, kelimenin her anlamıyla bir hiç haline geleceği görüşümün hâlâ arkasındayım.” “Proletaryanın ‘devlet aygıtı’nı ele geçirip ‘kullanma’ya başlaması söz konusu olamaz. […] Yazının devamı ->