≡ Menu

Tarık Ali: “Erdoğan Şov Adamı”

Onur Erem
BirGün, 7 Nisan 2013

tarik ali birgun 2013

Yazar, film yapımcısı ve gazeteci Tarık Ali, önceki gün İstanbul’daydı. Beyoğlu’ndaki Salt Galata’da “Türkiye, NATO, İç ve Dış İlişkiler” başlıklı bir konuşma yapan Ali, Türkiye’nin komşularıyla barış içinde yaşayan bir ülke olmayı isterken kendi içindeki öğelerle de barışması gerektiğini söyledi.

“Günümüzde insanlara her şey bağlamından kopartılarak sunuluyor, bu size gösterilene güvenmeyin, kendiniz araştırın” diyen Ali, Arap Baharı’nın sanıldığı gibi 2 yıl önce değil, 1988’de Cezayir’deki isyanlarla başladığını, Türkiye’deki son gelişmelerin de Arap Baharı’nı gözardı ederek anlaşılamayacağını söyledi:

“Gösteriler ve grevler karşısında hükümet seçimlere gitti, 2 turlu seçimin ilk turunun ardından İslamcıların kazanacağı anlaşılınca Fransa Dışişleri Bakanlığı seçimlere izin verilmemesini emretti. Bu karar nedeniyle iç savaş çıktı, 2-3 yılda en az 100 bin insan öldü. O dönemde herhangi bir İslami hükümete batının tahammül edememesinin nedeni bu hükümetlerin Filistin’i destekleyecek olmasıydı”.

ERDOĞAN VE MURSİ’NİN FİLİSTİN POLİTİKALARI GÖSTERMELİK

AKP’nin iktidara gelişiyle birlikte ABD’nin Ilımlı İslam diye bir şey olduğunun farkına vardığını anlatan Ali, 11 Eylül’den sonra ABD’de bu İslamcıları dışlamaktansa onları kazanmanın daha etkili olacağı düşüncesinin egemen olduğunu söyledi: “Bugün aynı taktik Mısır’da da uygulanıyor. AKP benzeri İslamcı Mursi iktidara gelebilmek için ABD ile anlaştı. Türkiye ve Mısır’ın bütün Filistin politikaları göstermeliktir, Filistin’e bir faydası yoktur”.

Türkiye’nin NATO üyeliğinin yurttaşlar tarafından sorgulanması gerektiğini vurgulayan Ali konuyla ilgili şunları söyledi: “Türk askerleri Afganistan’a gitti, hükümet Irak’a girmek istedi. Hükümeti ‘biz oraya NATO’nun barışı sağlamasına destek olmak için gidiyoruz’ dedi. Bu saçmalığı NATO’nun en ateşli savunucuları bile söylemiyor artık. Almanya’yı desteklemek 1. Dünya Savaşı döneminde Osmanlı’nın sonunu getirirken bugünkü Orta Doğu’yu yarattı. 2. Dünya Savaşı’ndan sonra ise Türkiye NATO üyesi oldu ve bununla gurur duydu. Bunun nesiyle gurur duyulabilir ki? 70 yıllık çirkin bir soğuk savaşın parçası oldular, ellerine ne geçti? Türk elitinin ABD hizmetkarı bir devlet haline gelme isteği ne getirdi? Askeri diktatörlükler ve solun güçlü olduğu dönemde solu bastırmak için kullanılan vahşet. NATO üyeliği Türkiye’nin gelişmesini engelledi”.

‘ERDOĞAN İÇİ BOŞ ŞOV ADAMI’

Erdoğan çok zeki bir siyasetçi. Kitlelerle nasıl iletişim kullanacağını çok iyi biliyor, içeriği olmayan şovlar yapıyor. ‘One minute’ diyip masadan kalkmayı, sonrasından Obama’nın zorlamasıyla gelen özrü büyük zafer gibi gösteriliyor. Ama içerik olarak baktığınızda bunların hepsi boş.

ESAD’A NEDEN KARŞI ÇIKTIĞINIZ ÖNEMLİ

Ben Esad ailesini her zaman eleştirdim. Baas’ı bir aile partisi haline getirdiğinde, Irak savaşında ABD’yi desteklediğinde. Ama bugün ona karşı savaşanların motivasyonu çok farklı. Esad bir diktatör, ama bu oradaki müdahaleye karşı çıkmamıza engel değil.

ÖLÜ ARAPLARI HİÇBİR ZAMAN SAYMAZLAR

Batı yıllarca Kadddafi’yi destekledi, sonra bir anda öldürdü. Oysa Kaddafi Sarkozy’nin seçim kampanyasını ve London School of Economics’i bile fonlamıştı, böylece oğlu orada doktora yaptı. Kaddafi Batı’nın kendini desteklemesine karşılık olarak “ülkeyi özelleştireceğiz, ekonomiyi batıya açacağız” gibi sözler verdi, ama bunu yapmadı, bu yüzden indirdiler.

NATO ülkeyi 6 ay bombaladı. Kaç sivilin öldüğünü açıklamadılar, çünkü ölü Arapları hiçbir zaman saymazlar. Irak’ta da saymamışlardı. En az 12-20 bin Libyalı’nın BATO tarafından öldürüldüğü söyleniyor. NATO Libya’ya katliamı önlemek için girmemiş miydi?

Eskiden bunları gören çok insan vardı Türkiye’de. Ama bu ülkede sol çöktüğünden beri kimse görmüyor, ya da görmek istemiyor.

BAĞIMSIZLIK KÜRTLERE AHLAKSIZ SİYASETÇİLERDEN BAŞKA BİR ŞEY GETİRMEZ

Ben Türkiye’de savaşın durması taraftarıyım. Ancak müzakerelerin başarılı olması için anayasallaşması lazım. Öbür türlü olmaz. Sadece kürtlere değil bütün azınlıklara bölgesel, kültürel haklar verilmeli. Hükümetin başlangıç noktası olarak Kürtlerden, bugüne kadar yapılanlardan dolayı özür dilemesi süreci kolaylaştırır.

Diyarbakır’ı birkaç yıl önce ziyaret ettiğimde çok şaşırmıştım. Kürt gençleri, ulusal çıkarlarını o kadar takıntı yapmıştı ki, “Kürdistan için Irak savaşını bile destekleriz” diyorlardı. Oysa günümüzde Orta Doğu’da kurulacak bağımsız bir Kürdistan’ın gerçekten bağımsız olması imkansız. İsrail ve ABD kuklası olur. Kürtlerin eline de, her ülkedeki gibi yozlaşmış bir siyasi elitten başka bir şey geçmez. Bir diğer sorun da bağımsızlık durumunda İstanbul’da, Şam’da, Bağdat’ta yaşayan on milyonlarca Kürt’e ne olacağı.

FİLİSTİN ÖZGÜRLÜK HAREKETİ YENİLMİŞTİR
Eski Güney Afrika Savunma Bakanı, Filistin’e götürdükleri siyahların dönüşte “orada yaşananlar Apartheid rejiminden bile kötü” dediğini anlatmıştı bana. Filistin özgürlük hareketi kendi liderleri yüzünden yenilmiştir. Oslo anlaşmarında yenilmiştir. O anlaşma, daha fazla işgal, daha fazla ölüm getirdi. Halk değişim istediği için Hamas’ı seçti, ama onlar da çözüm üretemedi. Filistinliler bana soruyorlar, ne yapalım diye. Gerçekliği kabul ederek düşünün diyorum. Hayal dünyasında yaşamayın, Filistin Yönetimi diye bir şey yoktur. Adına rağmen Filistin İsrail tarafından yönetiliyor. Yönetiminizi feshedin, İsrail içinde İsrail yurttaşı olarak yaşayın diyorum. İsrail’in en korktuğu şey de bu. Çünkü o zaman Filistinliler’e kendi yurttaşlarına davrandıklarından farklı davranamayacaklar.

AKİL ADAMLAR, DEMOKRASİ VE BİRBİRİNİ DÖVEN SOLCULAR
63 akil adamınız var şimdi. Bir kısmı eski solcuydu ama hepsi şimdi hükümete danışman olmak istiyor. Tam bir trajedi. Türkiye’nin bugün yaşadığı sorunların bir nedeni de ülkede ciddi, stratejik bir muhalefet olmaması. Şu anki göstermelik muhaliflerden bahsetmiyorum.

ABD ve AB’de bir kalıp var: Demokrasi demek siyaseti değil yüzleri değiştirmek demektir anlayışı. Mısır’daki insanların hayatını feda ettiği demokrasinin içi boşaltılıyor ve sonu hiç iyi değil. Her AB lideri Yunanistan’da “SYRIZA’ya oy vermeyin” diye propaganda yaptı, ama Yunan faşizmine, Altın Şafak’a tek bir laf bile etmedi.

Bu durumda ne yapabiliriz? Mücadeleye devam etmekten başka yolumuz yok. Solun kendi içinde savaşan onar otuzar kişilik ufak gruplara ihtiyacı yok. SYRIZA gibi, Latin Amerika’daki Bolivarcı partiler gibi partilere ihtiyacımız var Türkiye’de de, Arap dünyasında da. Ama solcular bir araya gelmektense birbirleriyle uğraştığı sürece bu imkansız. ama geniş bir sol parti yaratılamazsa alternatif olamaz, çözüm olmaz. Bu salonda, farklı bir görüşte olduğu için başka solcular tarafından dövülen solcu insanlar var yahu!

Küresel solun çöküşündeki temel neden, kendi içinde muhalefete izin vermeyen yönetim anlayışıydı. 1920’lerde Sovyetler bunu yarattıktan sonra tek parti rejimi ve bir adamın verdiği sorgulanamayan kararlar solun sonunu getirdi.

Bu model kesinlikle terk edilmeli. Otokratik diktatörlükler yarattığı için çöktü bu sistem. Yeni modeller kesinlikle şeffaf ve tabandan olmalı. SYRIZA modeli çok iyi bir modeldir ve Türkiye’de de bu model işe yarar. Dogmatik, Stalinist sol partilerin arasından sıyrıldı. Türkiye ve Yunanistan’daki toplumsal yapıların da benzediğini dikkate alırsak böyle bir model uygulanabilir.

TÜRKİYE’NİN EKONOMİK BAŞARISI BİR İLLÜZYON

AB çok saçma bir noktaya geldi. Hırvatistan gibi ufak ülkeler AB kolonisi oldu. Eskiden gençlere zorla “iyi ki doğdun Tito yoldaş” dedirtenler şimdi “iyi ki doğdun AB dedirtiyor. Tito dönemi şimdiden daha iyiydi diyor konuştuğum Hırvatlar. Bu yüzden Türkiye AB üyesi olmadığı için şanslı hissetmeli.

Türkiye’de “ekonomik açıdan iyiyiz” diye bir düşünce var, insanlar AB çöküyor biz büyüyoruz diye düşünüyorlar. Bu bir illüzyon! Son 30 yıldır Türkiye ekonomisi hızlı büyüme ve kriz üzerine kurulu. Avrupa’yı etkileyen her şey Türkiye’yi de etkiler. Birkaç ay önce Kıbrıs’taydım. Bazı Kıbrıslar da ‘biz Yunanistan gibi değiliz, durumumuz iyi diyorlardı’, 6 ay geçmeden çöktüler!

Şimdi bir de Şangay İşbirliği Örgütü’ne üye olacağı konuşuluyor Türkiye’nin. Önemli olan neden katıldığıdır. Bence Türkiye’nin üyeliği, ABD’nin içeride olan biteni öğrenme isteğinden geliyor. Benzer bir şekilde Birleşik Krallık’ı AB’ye sokmuşlardı.

GÜNEY AMERİKA ORTA DOĞU İÇİN MODEL OLMALI
Güney Amerika şu an en sıradışı deneyi yapıyor. Bir federasyon falan kurmadan birleştiler adeta. Ortak ekonomi ve dış siyaset geliştiriyorlar. Politikaları, kitle hareketleri tarafından desteklenen sosyal demokrasidir: Ücretsiz ev, okul, üniversite, sağlık gibi hizmetler. Bu yüzden popülerler. Petrol parasını öyle kullanmak var, bir de Orta Doğu’dakiler gibi kullanmak var.

Brezilya, Chavez’inki kadar net politikalar izlemese de ABD’ye açıkça “kıtayı karıştırmak için beni kullanamazsın” dedi.

Güney Amerika bence Arap dünyası için çok güzel bir örnek, ama buralarda kimse bunu düşünemiyor bile, sanki haram.

***

2642273115

Tarık Alinin Agora Kitaplığı’nca yayınlanan kitapları şunlardır:

Siyasi kitapları:
• Sokak Savaşı Yılları: 1960′lı Yılların Otobiyografisi (1987)
• Bush Bağdat’ta – Irak’ın Yeniden Sömürgeleştirilmesi (2003)
• İmparatorluk, Direniş ve İsyan (2004)
• Karayip Korsanları (2006)
• Düello – Amerikan Gücünün Uçuş Rotasındaki Pakistan (2008)
• Komünizm Düşüncesi (2009)

Romanları:
• Nar Ağacının Gölgesi (1992)
• Palermo’da Bir Sultan (2005)
• Ayna Korkusu (1998)

Phil Evans’ın çizgileri, yazarın metniyle hazırlanan çizgi-biyografi:
• Troçki – Yeni Başlayanlar İçin (1980)

 

Görüşleri ve kitaplarıyla ilgili yazılar ve söyleşiler:

• “Madem İsrail’in Özrü Önemli; TC de Kürtlerden Özür Dilesin” (Pınar Öğünç’le Söyleşi,Radikal, 7 Nisan 2013)
• “Sistemle Asla Barışmayacağım” (Gülsin Harman’la Söyleşi, Milliyet, 7 Nisan 2013)